Ayça Atikoğlu: Emniyete göre bir yılda 6 bin hayvana tecavüz edilmiş, jandarmanın verileri bilinmiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Geçtiğimiz pazar malum Yenikapı’da Hayvan Hakları için buluştuk. Türkiye’nin dört bir yanından yaklaşık beş bin kişi katıldı, Bursa’dan 20 otobüs kalkmış. Sakarya’dan gelen bir kadının iki bacağı birden protezliydi, zor yürüyordu, bir gölge bulup oturttuk. “Keşke gelmeseydiniz” diyecek oldum, “50 köpeğe bakıyorum, ben, sen, o gelmese kim gelecek?” dedi, mahcup oldum.

“O sadece miyav diyebildi ya siz?’’ “5199 kırmızı çizgimizdir”, “Toplayamazsın, kapatamazsın öldüremezsin, katledemezsin” ve birçok yaratıcı döviz ve slogan ile coşkulu bir mitingdi ama saati çok yanlıştı. Saat 13.00’te toplanmaya başlayan kalabalık 13.30’da dalgalanmaya başladı, güneş hepimizi eritti. İnsan ile zor üretilen sevgi enerjisi hayvanlar ile öyle bir boyuta gelmiş ki eylem boyunca gözümün yaşı dinmedi.

Malum yaşam haklarını savunduğumuz milyonlarca köpek ve kedi aslında yaşamıyor, sürünüyor, kışın donuyor, yazın bir kap su bulamadan genç yaşta ölüp gidiyorlar. Sorunun çözümü de imkansız değil, Prof. Dr. Hasan Alpak’ın çözüm önerisi de bunlardan biri: 300 öğrenci, operasyon alanları ve malzeme maliyetinin karşılanması.

Pankartlardan birinde “Tecavüzcüleri, sapıkları uyutun, köpekleri değil” değil yazıyordu. Değineceğim nokta tam da bu.  Miting komşum beyaz takım elbiseli polis Ali Bütün’dü. Bütün, Emniyet Teşkilatı Sendikası Başkan Yardımcısı olarak gelmişti ve çarpıcı bilgiler paylaştı muhabbetimiz sırasında:

“Emniyet sisteminin kayıtlarına göre 1 yılda 6 bin 183 hayvana tecavüz edilmiş. “Haydi” uygulamasını 218 bin kişi indirmiş, tam 20 bin ihbar gelmiş. Jandarmanın elindeki bilgiler ise bilinmiyor.

Hayvanlar 5199 sayılı Kanun ile can oldular, eskiden mal muamelesi görüyorlardı. Zarar verenler yeni yeni tutuklanıyor. 8-9 büyük mama şirketi ihaleleri alıyor, hayvan üzerinden rant elde ediyor. Mama lobisi ticareti bu, polis ile jandarma ile işbirliği yapılmıyor. Kurumlar arası işbirliği de yok.

Kuduz vakaları esas olarak kırsalda ve büyük baş hayvanlarda görülüyor. Büyük baş pahalı olduğu için sahibi kuduz hayvanı öldürmüyor, o şekilde satıyor kuduz olarak.

Sorunun çözümü çok basit: Kısırlaştır, üretimi durdur, 6 ayda biter. Ama siyasiler samimi değil, o yüzden çözülemiyor.”

Ayça Atikoğlu’nun yazısı