İki ülke arasında yaşanan siyasi gerilimin ardından Avusturyalı arkeologların Türkiye’deki kazılarının iptal edilmesine tepki gösteren Arkeologlar Derneği, “Dış politikamızın, ülkemiz arkeoloji camiasının yansıttığı uluslararası uyumlu çalışma potansiyelini baltalamak yerine örnek almasını dileriz” açıklamasını yaptı.

Avusturya’nın başkenti Viyana’daki Schwechat Uluslararası Havalimanı’ndaki haber bandında birkaç gün arayla ‘Türkiye tatili ile sadece Erdoğan’ı destekliyorsunuz’ ve ‘Türkiye, 15 yaş altı çocuklarla cinsel ilişkiye izin veriyor’ başlıklı haberler yayınlanmış, Türkiye üst perdeden tepki göstermişti.
Türkiye ile Avusturya arasındaki gerginlik, dışişleri bakanlarının karşılıklı açıklamalarıyla sürmüştü. Avusturya’nın, Türkiye’nin AB’ye alınmaması çağrısını yaptıktan sonra, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avusturya’yı ‘ırkçılığın başkenti’ ilan etmesi üzerine Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz ‘sakinlik’ tavsiyesi yapmıştı.
Olan bilimsel kazılara oldu!

Ancak iki ülke arasındaki kriz, siyasi sürtüşmenin çok ötesine geçti. Önce, kazı başkanlığını Doç. Dr. Sabine Ladstatter’ın yaptığı Efes Antik Kent’teki kazıda Avusturyalı ekibin çalışması yasaklandı, ardından da Antalya’daki Limyra antik kenti kazısı Avusturyalı ekipten alındı. Hürriyet’in haberine göre de Avusturyalı ekiplerin Türkiye çapında bilimsel kazı yapması yasaklandı.
‘Bilim insanlarının milliyetleri ayrım sebebi olamaz’
Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, Efes Antik Kenti ve Limyra antik kenti kazılarının siyasi gerilimin ardından yasaklanmasını ‘vahim bir gelişme’ diye niteledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre geçen yıl 36 yabancı kazı ve 13 yabancı yüzey araştırmasına izin verildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, kazıların ABD, Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada ve Polonya’dan ekiplerce gerçekleştirildiği ifade edildi, 120 yerli kazı ve 86 yüzey araştırmasının da Türkiyeli ekiplerce yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, araştırmaların farklı dallarda uzman bilim insanları tarafından yapıldığı anlatılarak, şunlar kaydedildi: “Şüphesiz bu bilim insanlarının ekiplerdeki varlığı milliyetlerinden değil, uzmanlık alanlarından kaynaklanmaktadır. Ülkemiz arkeolojisi dil, din ve ırk gözetmeyen bu yapısı sayesinde önemli bir birikim oluşturarak zenginleşmiştir. Biliyoruz ki, bir bilimsel çalışmanın değerlendirilmesinde, araştırmayı yürüten bilim insanlarının hangi ülkelerden geldikleri ve uyrukları bir ayrım sebebi olamaz.”
‘Dış politika baltalamak yerine örnek almalı’
Türkiye’deki arkeoloji ortamının evrensel bir yapıya sahip olduğu belirtilen açıklamada, “Bu nedenle arkeolojik kazıların durdurulması, bir grup ‘yabancının’ ‘hafriyat’ çalışmasının durdurulması değil, bilimsel üretimin durdurularak kısıtlanmasıdır” denildi.
Açıklamada, Avusturyalı ekiplerin engellenmesinin diplomatik bir yaptırım değil ‘bilime verilmiş bir ceza’ olduğu savunularak, şu eleştirilere yer verildi: “Politikacıların diplomatik yollardan çözemedikleri sorunlar nedeniyle cezayı kazılarını kapatma şeklinde bilim üreten kişi ve kurumlara kesmeleri, büyük bir talihsizliktir. Dış politikamızın, ülkemiz arkeoloji camiasının yansıttığı uluslararası uyumlu çalışma potansiyelini baltalamak yerine örnek almasını dileriz.”