Nuray Mert

Cevaba cevap: 'Barışın diplomatı'na 'aşağı'dan bir ses!

Benim meselem ‘öfke, kızgınlık’ değil, olamaz, sana yönelik bir öfke benden sadır olmaz, neden olsun? Bırak bu kuruntuları, hem önemli olan kimin niye söylediği değil söylenen şeyin ‘mahiyet’i. Sen böyle demiyor muydun?

Barış süreci, iktidar ve ilahi Sırrı!

  NURAY MERT Yazayım diyorum gönlüm razı olmuyor, yazmayayım diyorum yine gönlüm razı olmuyor. Özellikle son birkaç hafta içinde, kendimi de dahil edeyim, büyük bir ikiyüzlülük...

Kürtlerin isyanı, iktidar, HDP: Asıl mesele barış sürecindeki binbir çelişki

bugün karşımıza çıkan en önemli sorun, gerilim alanlarının taşmasıyla önü açılan isyan dinamiklerini görmezden gelerek bir kez daha Kürtlerin sesinin baskılanma çabası. HDP’yi veya başka aktörleri de bu baskının araçları haline getirme çabası büyük bir aymazlık olur. Türkiye’de yaşayan hepimiz büyük bedel öderiz, bile bilmeye kendimize bu kötülüğü yapmayalım.

Kürtler bitmesin, kavga bitsin!

Kürtler bitmez, ama artık ne Kürtler ne Türkler ölmesin. Kürtler bitmesin, kavga bitsin. Vazgeçin kavgadan karlı çıkma hayalinden, zulmedenin karı haram kazançtır, sahibine hayretmez, iki dünyada yakasına yapışır.

IŞİD, Türkiye, Kürtler, PYD: Büyük pazarlık

Türkiye’nin gönülsüzce katıldığı Batı-Arap koalisyonuyla temel çelişkisi, kalıcı olduğu düşünülen ‘Sünni saha'daki hegemonya hayali. Tezkerenin ‘geniş’ kapsamını belirleyen de hala bu hayal.

İktidar 'İslamcı' mı? 'Dava' ne, 'inşa' edilen ne, 'kurucu'su olunan ne?

İktidar partisi de, onu destekleyen çevre de İslamcı siyaseti benimsiyorsa bunu açıkça söylemekten çekinmemeleri gerekir; aksi ahlaki değildir. Davaları neyse bilelim, bu ülkede ne inşa edilecek, ne kurulacak, ne yıkılacak bilmek hakkımız.

Sünni dünyanın liderliğinden bekçiliğine!

Kim bu ‘masum Müslüman’ toplumları ‘Para delisi olun, insanlıktan çıkın’ diye kandırıyor?

İktidarı eleştiremeyenler için büyük fırsat: Şimdi de CHP kurultayı!

CHP’yi eleştirmekten imtina etmeyi tabii ki teklif etmiyorum. Ama artık şunu görelim: Bırakın eleştiriyi, sadece CHP etrafında dönen siyasi tartışma bile, siyasi sansürün ve düşünce özgürlüğü kıtlığının en önemli araçlarından biri haline geldi. Son kurultay tartışmalarını da bu çerçevede okumakta fayda var.

Evet kandırıldık, ama iyi ki kandık!

Evet, belli ki kandırıldık, ama iyi ki kandık! Kemalistler gibi darbeciliğe akıl yatırmayı, otoriterliğe savrulmayı reddettik. Hem kandırılmak, kandırmaktan tabii ki iyidir. Umut, ahlaki duruş sergileyebilme imkanındadır, tersinde değil.

Bu benim davam değil: 'Yeni Türkiye'nize toptan karşıyım

Soğuk Savaş dönemi sağcılığının meşum izleri, sığ bir İslamcılık misyonu, yarım yamalak Osmanlı bilgisi üzerine inşa edilen derme çatma gelecek tasavvurları, kaba ilahiyatçılık, açgözlü piyasacılığın sonu Türkiye’yi yönetememek oldu.

'Cumhurbaşkanlığı sistemi': İktidar, muhalefet ve Kürtler

Türkiye otoriter bir düzene geçiş yaptı bile. Benim gördüğüm ‘zemin’in, ‘demokrasi zemini’ olmakla uzaktan yakından alakası yok. Dolayısıyla Öcalan’ın bahsettiği ‘demokratik zemin'i kavramakta zorlanıyorum.

Ya halka gerçekleri anlatın ya da gevezeliği bırakın

Türkiye’deki siyasal-toplumsal tabloyu anlamak için daha ciddi, daha derinlikli tahlillere ve en önemlisi, düşündüklerini çekinmeden söyleyenlere ihtiyacımız var. Yoksa, hepsi gevezelik olarak kalmaya mahkum.