Bugün (15 Haziran 2026), 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişinin 56. yıldönümü. Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli olaylarından biri olan bu direniş, ekonomik hakları aşan sınıfsal bir başkaldırıdır. Keza dönemin iktidarını da karşısına alması nedeniyle siyasal niteliği bulunan bir “ayaklanma” olarak değerlendirilebilir.
O dönemde Milli Demokratik Devrim (MDD) adı altında işçi sınıfının öncülüğünde değil “zinde kuvvetlerin” (ordunun) gerçekleştireceği bir darbeyle iktidarın ele geçirilip daha sonra sosyalizme varılacağı görüşü savunuluyordu.
Türkiye sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden Mihri Belli ve Yön hareketinin lideri konumunda olan Doğan Avcıoğlu da, MDD tezini savunan bir anlayışa sahipti. O dönemdeki devrimci gençliğin öncü kadrolarının önemli bir bölümü de aynı çizgideydi.
MDD çizgisinin sosyalizm hedefi olmakla birlikte işçi sınıfının nicel ve nitel yönden yetersizliği ileri sürülerek devrim için bu sınıfın ideolojik öncülüğünde ancak fiili olarak “zinde kuvvetlerin” (silahlı kuvvetlerin) rol oynayabileceği bir anlayış egemendi.
Türkiye sol hareketi, 15-16 Haziran’ı sınıfsal anlamda iyi değerlendirmiş olsaydı, kendi içinde bölünmelere uğramaksızın işçi sınıfı ile birlikte çok daha büyük bir güç meydana getirebilirdi. İşçi sınıfı içinde çalışmaya ağırlık verilmedi.