Bütün milletin ekmeğinden çalınan paralarla yapılıp yeri göğü donatan bu afişleri ve neredeyse her metrekarede karşımıza çıkan bu bıktırıcı portreleri gören bir yabancı, kim bu adam diye sorsa, ne cevap vereceğiz?
Bir savaş kahramanı mı? Hayır.
Bir mucit, büyük bir yaratıcı, ülkesini bulunduğu yerden çok yükseklere taşımış bir devlet adamı mı? Yok canım…
Kimdir peki?
Şu anda iktidardaki bir partinin başkanı ve şaibeli olduğu herkesçe bilinen bir seçimle cumhurbaşkanı olmuş biri…
Memleketi şirket olarak gördüğünü kendi ağzıyla söyleyen; paraya, mala mülke olan tutkusu, zamanında en yakınında olmuş dava arkadaşlarınca da dile getirilen; dün söylediğini bugün yalanlayan; ülkeyi devraldığından bu yana her alanda ve her anlamda çok daha darboğazlara sokmuş olan; İslamcı Hikmetyar’ın önünde diz çöküp diktatör Evren’in yanında esas duruşta bekleyen; terörist başı dediği kişinin yanına ulaşabilmeye can attığı fotoğraflarla belgelenen; hiçbir anlamda güvenilemeyecek biri…
Öyleyse?
Öyleyse bu kâbus artık sona ermelidir…
Sona ermeli ve Türkiye Cumhuriyeti yüzlerce yılık birikiminin yönlendirdiği aydınlanma yolunda yürüyüşünü, gerilere çekildiği noktadan ilerilere doğru sürdürmeye devam etmelidir…