'Asgari ücret ortalama maaş, İşsizlik Fonu işveren fonu oldu' diyen DİSK başkanı: Karanlık tabloya karşın 2020'den ümitliyim

SEÇİL TÜRESAY

secilturesay@diken.com.tr

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre Türkiye’de 20 milyon 218 bin sigortalı çalışan var. İşçilerin yüzde 43’ü, bir başka deyişle 8.7 milyonu asgari ücretli. Onların ve ailelerinin gözü kulağı önümüzdeki hafta düzenlenecek, 2020 yılının asgari ücretinin belirleneceği Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun dördüncü ve son toplantısında. Bugün sendikaların açıkladığı 2 bin 578 liranın altında bir rakamda anlaşılacağı kanısı yaygın.

Kısaca ‘EYT’ diye adlandırılan emelilikte yaşa takılanlar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Seçim kaybetsem de yapmam” diye kestirip atsa da hak arayışını sürdürüyor. Tencere kaynatmakta zorlanan emekliler yıllar geçtikçe eriyen maaşları için ayar, yani ‘intibak’ bekliyor. Milyonlarca işsiz ise eve ekmek götürmek için iş arıyor…

‘Çıtanın nerede olması gerektiği’ni vurgulamak amacıyla, ‘İnsanlık onuruna yaraşır asgari ücret’ sloganıyla yola çıkarak 3 bin 200 lira talep eden Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) başkanı Arzu Çerkezoğlu’na göre düşük bulduğu asgari ücrete bile ulaşamayan 1 milyon 800 bin işçi var. Özel bir laboratuvarda patoloji uzmanı olarak çalışan ve kendisi de EYT’li Çerkezoğlu bir yıl sonra emeklilik hakkını elde edeceğini söylüyor ve altını çiziyor: “Emeklilik bir yük değil anayasal haktır.”

Fotoğraflar: DHA

Hükümetin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle asgari ücretin ‘ortalama maaş’ haline geldiğini vurgulayan Çerkezoğlu, 2019’un işçi, emekçi açısından iyi bir yıl olmadığını belirtiyor. Ancak bilinç arttığı için gelecek yıldan her zamankinden daha fazla umutlu olduğunun altını çiziyor.

Çerkezoğlu’yla 200 bine yakın üyesi olan DİSK’in İstanbul, Beşiktaş’taki merkezinde işçinin, işsizin, emeklinin durumunu, sorunlarını, 2019’un nasıl geçtiğini, 2020’den neler beklediğini konuştuk…

Asgari ücretlilerin durumunu, istihdam gücündeki yerini anlatır mısınız?

Asgari ücretliler iş gücünün yüzde 43’ünü oluşturuyor ama ona bile ulaşamayan 1 milyon 800 bin işçi var. Hukuksuz bir şey bu. Asgari ücret gösterip ödeyip bir kısmını elden geri almak gibi yollar kullanılıyor. Asgari ücretliler, bu rakamın yüzde 10 üstünde ve demin bahsettiğim gibi altında ücret alanlar toplam istihdamın yüzde 70’ine yakınını oluşturuyor. Buna ‘asgari ücret komşuluğu’ diyoruz. 10 milyon civarında emekçi, aileleriyle hesaplandığını Türkiye nüfusunun yarısına tekabül ediyor.

‘Asgari ücretin belirlenme süreci orta oyununa döndü’

Asgari Ücret Komisyonu’nun önümüzdeki hafta yapılacak son toplantısından beklentiniz nedir? Belirlenme süreciyle ilgili görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Asgari ücretin belirlenme süreci anti demokratik; orta oyununa dönmüş durumda. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda 15 kişi var. Beşi hükümeti, beşi işveren örgütlerini, beşi de işçileri temsil ediyor -en çok üyeye sahip konfederasyona sahip TÜRK-İŞ’ten beş arkadaşımız var. Kararlar oybirliğiyle değil oy çokluğuyla alınıyor ve itiraz edilemiyor.

Milyonların meselesi için bu şekilde karar verilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Biz DİSK olarak tüm sendikaların temsilcilerinin katılımıyla demokratik, uyuşmazlık durumunda grev hakkının olduğu şekilde belirlenmesini istiyoruz. Ayrıca uluslararası standartlara da uygun değil. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler, asgari ücreti işçinin ailesini göz önüne alınarak hesaplar ancak Türkiye’de tek bir işçinin gıda masrafı baz alınarak hesaplanıyor.

Komisyonun üçüncü toplantısında Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı, bir işçinin gıda harcaması tutarı beklentinin altında bulunarak eleştirildi…

Evet… TÜİK beklentinin çok altında bir rakam açıklayarak kendi rakamlarıyla da çelişen bir skandala imza attı. Her yıl komisyona bir rakam veriyor ve komisyon bunun da altında bir maaş belirliyor. Ağır iş kolunda çalışan işçinin gıda masrafı baz alınarak hesaplanıyor asgari ücret. Bu yılki rakam 2 bin 331. Geçen yıl sunduğu 2213 liraydı yani sadece yüzde 5.3’lük artış oldu. Kendi açıkladığı rakamlarla bile çelişiyor. Düşük ücrete zemin hazırlayarak işverenin ve hükümetin elini güçlendirdi.

Aslında siz önerdiğiniz 3 bin 200 liraya ulaşılmasının zor olduğunu biliyorsunuz…

Biz “3 bin 200” derken olması gerekeni söylüyoruz. Çok ciddi bir vergi yükü var. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması gerektiğini söylüyoruz. Bir de bu yılki ücret 2 bin 20 lira olarak açıklandı ancak buna Asgari Geçim İndirimi (AGİ) dahil. Bu, işverenin ödediğinin 2020’nin altında olduğu anlamına geliyor. Asgari ücret, AGİ hariç tutularak hesaplanmalı. AGİ belirlenen ücretin üstüne eklenmeli.

İşsizlik Fonu işveren fonuna dönüştü

İşsizlik maaşı alma konusunda sorun yaşayan çok sayıda emekçi var. Son üç yılda 600 gün, işten ayrılmadan önceki son 120 gün kesintisiz kadrolu olma -ki bu koşulun kaldırılacağı söylenmişti- zorunluluğu Türkiye’deki durum gözetildiğinde ulaşılabilir koşullar mı?

Güvenceli istihdamın bu kadar sınırlı olduğu bir ülkede işsizlik maaşı almak zor. İşsizlik Fonu bir işveren fonuna dönüşmüş durumda. Biriken paranın çok önemli bir kısmı yıllarca hükümetin belirli projelerinde kullanıldı. Geçen yıl üç kamu bankasına ucuz kredi olarak verildi. Aktif iş gücü programından prim desteğine işveren desteği olarak kullanılıyor.

İşverene 13, işçiye 7.5 milyar ödendi

Bir örnek vereyim: İşverenler 2018’de İşsizlik Sigortası Fonu’na ödediği her 100 lira karşılığında 116 lirayı geri aldı. Fonun amacı dışında kullanılması son bulmalı, maaş alınan süre ve miktarın artırılmalı, şartlar esnetilmeli. 2019 yılının ilk dokuz ayında fondan işsizlere 7.5 milyar ödendi. İşverenlere aktarılan teşviklerin toplamı ise 13 milyarı aştı.

Hukuki yaptırımınız yok mu bu konuda?

Fonu, İŞKUR yönetiyor. Biz delegesiyiz. Fondaki paranın bankalara ucuz kredi olarak kullanılması hukuksuz. İŞKUR yönetimine yazı yazdık. Delege olarak sormak hakkımız ama sonuç alamadık.

Geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak cari açığın kapanması için emeklilikte reform yapılabileceğini açıkladı. Nasıl bir düzenleme olacağı konusunda fikriniz var mı?

Emeklilik reformuyla ilgili bizimle paylaşılan bir şey yok; kulis bilgim de yok. 17 yıldır ülkeyi yöneten AKP’nin tercihleri sonucunda kriz yaşanıyor. Halka yüklenerek çözüm aradıklarını biliyoruz. Krizden çıkmak için iktidarın tek reçetesi işçinin, emekçinin hakkını kısıtlamak. Emekli olma şartlarını zorlaştırmak olabilir. 2008 sonrasındaki düzenlemeyle emekli maaşları ciddi anlamda düşürüldü; maaşlar daha da düşürülebilir.

Kayıtdışı istihdam yüzde 36

Kayıtdışı istihdama dair ne söylersiniz?

Her kriz döneminde olduğu gibi kayıtdışı istihdam arttı; yüzde 36’ya çıkmış durumda. Bu çok yüksek bir oran bir ülkenin ekonomisi açısından da büyük bir sorun. Tabii bununla mücadelede görev devleti yönetenlere düşer. Denetlemek, yaptırımı artırmak…

Türkiye OECD içinde çalışma saatlerinin en yüksek olduğu ikinci ülke

Peki ya çalışma koşulları…

Çok olumsuz şey var ama en önemlisi Türkiye OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ülkeleri içinde çalışma saatlerinin en yüksek olduğu ikinci ülke. Bir tek Kolombiya’da bizden yarım saat fazla çalışılıyor. Ortalama çalışma saati 49.5. Resmi saat 45 olmasına rağmen durum böyle ve birçok işyerinde fazla mesai verilmiyor.

2019 parlak geçmedi, 2020’den ne diliyorsunuz?

2019 krizle işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarının geri gittiği bir yıl oldu. 2020 için emeğimizin hakkını alarak, insan onuruna yaraşır biçimde yaşamak ve sendikalı çalışma hedefiyle mücadele veriyoruz.

‘Emeğin milli gelirden aldığı pay yüzde 30’larda’

Üretilen değerin milli gelirin çok adaletsiz dağıtıldığı bir dönemdeyiz. 2002’de emeğin milli gelirden aldığı pay yüzde 50’nin üzerindeyken bugün bu oran 30’lara düştü. Bu, yoksullaşma nedeni… Sendikalılaşmanın önündeki engellerin kalktığı, milli gelirden emekçinin daha yüksek pay aldığı bir Türkiye, özgürlük alanlarımızın kısıtlanmadığı, başta 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak olmak üzere anti demokratik uygulamaların kaldırıldığı bir Türkiye için mücadele veriyoruz.

Umutlu musunuz bu kadar karanlık bir tablo varken 2020’den?

Gelecek yı için için her zamankinden daha umutluyuz aslında çünkü artık işçi sınıfı yaşanan sürecin farkında, insanlar bilinçlendi.

EYT’liler pes etmiyor; şansları olduğunu düşünüyor musunuz?

Çok ciddi bir mağduriyet söz konusu, emeklilik temel bir haktır, yük olarak tartışılamaz. EYT’li arkadaşlar da mücadele sonucunda haklarını alacaklardır. Maddi kaygı öne sürülüyor. Konu işçi, emekçi oldu mu harcanmıyor ama çeşitli çılgın projelere para harcanıyor. Bankalar, şirketler kurtarılıyor, bizlerin parası halkın emekçinin parası olumsuz bir biçimde kullanılıyor. İş işçiye geldiğinde kaynak olmadığı söyleniyor ama bunun gerçek olmadığını kamuoyu biliyor.

Emekli maaşlarının enflasyona yenik düşmesi ve prim günü fazla olanın maaşının düşük olanla arasında az fark olması gibi eşitsizlikler var. Emekliler intibak bekliyor…

Emekli olanın son nefesine kadar insanca yaşayabileceği ücret ve sağlık başta olmak üzere sosyal haklara sahip olmak yurttaşlık hakkıdır. Emekliler arasında bin liranın altında maaş alan var ki asgari ücretin altında maaş bile kabul edilemez. Çoğu çalışmak zorunda kalıyor. Bu alanda da eşitsizlikleri ortadan kaldırmak devletin görevi.

İşsizlik sorunu…

Rakamlar ortada… özellikle gençlerde ve kadınlarda çok vahim bir tablo var. İşsizlik bugünkü ekonomi politikalarıyla değil üretime dayalı politikalarla azaltılabilir.

Kadın istihdamını açmak ister misiniz?

İşe giriş aşamasından başlayarak ciddi ayrımcılığa maruz kalıyor kadınlar. Kadın işsizliği erkeklere oranla çok yüksek.

‘Tarım dışı genç kadın istihdamında işsizlik yüzde 47’

Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 47’ye ulaştı. Çoğunlukla evden çalışmaya, yarı zamanlı çalışmaya, sigortasız çalışmaya mahkum bırakılıyorlar. En az üç çocuk, beş çocuk doğurmaları isteniyor. Bu da işsizler ordusuna temel hazırlıyor. Çalışanlar ise aynı işi yapan erkeklerden daha düşük ücret alıyor. Yükselme gibi konularda ayrımcılığa uğruyor. Ülkeyi yönetenlerin kadın ve erkeğin fıtratının farklı olduğunu söylediği anlayış da ayrımcılığı besliyor.

Sıklıkla tartışma konusu olan Suriyelilerin Türkiye’deki işgücündeki rolü hakkında neler söylersiniz?

Suriyelilerle ilgili sağlıklı bir veri yok. Bu insanların önemli kısmı çalışıyor. Son derece düşük ücretlerle, kötü koşullarda çalışan Suriyeli ve diğer göçmen işçiler var. Bu konuda uluslararası değerleri kriter alıyoruz ancak şunu da söylemek isterim ki bu kadar fazla sayıda olumsuz koşulda çalışan göçmen işçi olması Türkiye’deki tüm işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını aşağı çeken bir etki yaratıyor.

Hürriyet gazetesinden çıkarılan 45 meslektaşımızın çoğu sendika üyesi. Üzerinden iki aydan fazla zaman geçti haklarını alamadılar. Basında ve genel olarak sendikalılaşmayla ilgili görüşlerinizi paylaşır mısınız?

1980 darbesi sonunda sendikalılaşma önünde ciddi engeller oluştu. Sendikalılaşma oranı düştü. Hürriyet’ten çıkarılanlar kamu önünde ve ortada ciddi bir haksızlık var ama maalesef benzeri mağduriyetler çok sayıda sektörde gözden uzakta yaşanıyor.

Medya çalışanlarının sendikalı olması topluma mesaj açısından önemli

Basın sektöründe sendikalılaşma özellike ana akım medyada zor. Böyle bir hakkın olmadığı bile düşünülebiliyor. Basın işkolu göz önünde bir alan olması itibarıyla sendikalılaşmanın önündeki engellerin kaldırılması gereken ilk alanlardan biri. Medya çalışanlarının sendikalı olması, topluma mesaj vermek açısından önemli. Sizin aracılığınızla sektördeki emekçileri sendikalı olmaya ve örgütlenmeye çağırıyoruz.

Diğer sendikalarla kıyaslarsak sizin örgütlenme sorununuz var mı?

Bizim örgütlenmemiz özel sektörde de kamuda da çok zor. Örgütlenmede sorun yaşamayan sendikalar da var. Doğrudan devlet desteğiyle, hükümet desteğiyle örgütlenen sendikalar var. Ama DİSK bağımsızlığı savunuyor. Sendikalara güven kaybı var biliyorum ama DİSK her zaman tüm işçilerin umududur.