Adli yıl törenlerinin Cumhurbaşkanlığı bünyesine alınması ise yürütmenin yargıyı kendi etki altına almasının bir göstergesidir. Abdülhamit Gül, teoride hukukun gereklerini söylüyor ama pratikte yapılanlar, hukuku temelinden çökertiyor. Son olarak eski Hazine Bakanı Abdüllatif Şener, “100 yılda yapılan yolsuzlukların on katı bu dönemde yapıldı” dedi. Hukuk siyasallaştırılmasa, din siyasete alet edilmese bu yolsuzluklar meşru işler gibi gösterilebilir miydi?
Denilebilir ki “hangi yolsuzluk?” Aslında soru şöyle sorulabilir:
Hangi projede yolsuzluk yok?
Yolsuzluklar yargı önüne bile çıkarılmıyor ki hukukun rehberliğinden bahsedilebilsin. Hukukun devre dışı bırakılması yetmiyor, “sevap” kavramı da kullanılıyor ki halk oy vermeye devam etsin… Öyleyse “günah” nedir?
Bir fiil, dinde günahsa, hukukta da suçtur? Yolsuzluklar soruşturulamıyorsa bu nasıl hukuk rotasıdır?