Yurt çapında CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar, başından beri Anayasal düzen içinde sürdürülmedi. Bu uygulamalar, Tük hukukunda olmayan düşman ceza hukuku kapsamına da sokulamaz. Çünkü sadece CHP’ye soruşturma yapmak, hiçbir hukukla bağdaştırılamaz. Dolayısıyla, alınan yargı kararları sonunda, CHP’nin kazandığı belediye başkanlıklarının AKP’ye geçmesi de hukukla izah edilemez.
Soruşturmaların, “Ya benim partime geçersin ya da tutuklanırsın” tehditlerinden sonra başlaması, Aydın’da AKP’ye geçmeyi kabul eden başkanın soruşturmalarının kapatılması, buna karşılık, AKP’ye geçmeyi reddeden Bursa başkanının tutuklanması, ardından CHP’li Meclis üyelerinin polis tarafından içeri alınmadığı baskın bir oylamayla Bursa’ya AKP’li bir başkan seçilmesi, olsa olsa orman hukuku uygulamasıdır.
Bu saldırıyla, sanki demokratik sistem işliyormuş gibi veya ara seçim istemek gibi klasik muhalefet mantığı ile baş etmek mümkün değildir. Bu bir darbeyse ve bir yıldır sürdürülüyor da önü alınamıyorsa, muhalefet anlayışını kökünden değiştirmek gerekir. CHP, öncelikle bu gerçeği görmeli ve bu şartlara göre olağanüstü bir direniş göstermelidir ki iktidara geri adım attırabilsin…