World Economic Forum’un meşhur ‘Küresel Riskler Raporu’ yayımlandı. Rapora göre, önümüzdeki iki yıllık vadede küresel ölçekte üç risk öne çıkıyor: Jeoekonomik çatışmalar, dezenformasyon ve hatalı bilgi, toplumsal kutuplaşma.
Küresel rekabet artık sadece gümrük tarifeleri, enerji fiyatları ya da tedarik zincirleri üzerinden yürümüyor. Aynı zamanda hakikatin esnetilmesi üzerinden ilerliyor.
Enerji arzı, gıda güvenliği, yarı iletkenler, nadir toprak elementleri… Bu alanlarda yaşanan her küresel gerilim, beraberinde bir anlatı mücadelesi getiriyor. Yaptırımlar böylece yaşamsal zorunluluk olarak sunuluyor. Ekonomik maliyetler kaçınılmaz diye normalleştiriliyor. Karmaşık neden-sonuç ilişkileri, basit düşman hikâyelerine indirgeniyor. Gölge düşmanlar yaratılıyor.
Yaşadığımız şey, hakikatin sistematik biçimde aşındığı, gerçekliğin pazarlık konusu haline geldiği bir hakikat çöküşü krizi. Hakikat artık keşfedilen, üzerinde uzlaşılan ya da birlikte inşa edilen bir zemin olmaktan giderek uzaklaşıyor. Yerini, bağlama göre esnetilen, ihtiyaç halinde askıya alınan ve çoğu zaman stratejik çıkarlara göre kullanılan bir araca bırakıyor.
Toplumların aynı gerçeklikte kalabilme kapasitesi, bu kırılmanın dalga boyunu belirliyor. Ve bu kapasite, uzun bir süredir sessizce ve fark ettirmeden zayıflatılıyor.