Uzmanlar, sosyal medya platformlarının ifade ve haber alma özgürlüğünü kısıtlayacağı gerekçesiyle eleştirilen ‘sansür yasası’nın bazı düzenlemelerine uymasının zor olduğunu söylüyor.

AKP ve MHP’nin hazırladığı ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ adı verilen, gazetecilik meslek örgütlerinin ‘sansür yasası’ olarak adlandırdığı kanun 18 Ekim’de yürürlüğe girmişti.
Facebook ve Twitter gibi sosyal mecralarıyla Google arama motoru başta olmak üzere platformlar gelecek nisana kadar kanunun getirdiği tüm yükümlülüklere uymak zorunda. Aksi halde temel gelirleri reklamdan mahrum kalacak, hatta seçim dönemiyle eş zamanlı olarak erişimi fiili olarak olanaksız hale getirecek ‘bant daraltma’yla karşı karşıya kalabilecekler.
Reuters’a konuşan uzmanlar, söz konusu şirketlerin uyguladığı ve küresel geçerliliği olan kişisel verilerin gizliliği kurallarını Türkiye için gevşetmeyeceğini, gevşetmeleri halinde bunun ‘başka ülkeler için tehlikeli bir emsal oluşturacağından kaygılandıklarını’ söyledi.
Mevzuat konusunda danışmanlık hizmeti veren Istanbul Economics’in kurucu ortağı Sinan Ülgen, ‘sansür yasası’nın sosyal medya şirketlerini zor bir ikilemde bıraktığını söyleyerek şirketlerin ‘ticari çıkarları ve son derece ağır yükümlülükler arasında seçim yapmak zorunda kalacağını’ ifade etti.
Ülgen, “Bu şirketlerden bazıları büyük ihtimalle yeni yasaya uymayacak” dedi.
Sosyal medya şirketlerinin Türkiye’deki düzenlemelere uymaları halinde bunun başka ülkeler için ’emsal’ oluşturacağına dikkat çeken Ülgen, şöyle devam etti: “Çünkü üzerlerine gelen yükümlülükler ve bu yükümlülüklerin veri gizliliği ile güvenliğine olan etkileri çok ağır. Ayrıca başka (Türkiye dışındaki) yetki alanları için de emsal oluşturmuş olurlar.”
İçeriği kaldırmazsa erişim birkaç saat içinde engellenebilir
Muğlak şekilde tanımlanan ‘yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçunu ceza kanununa eklediği ve bu suçu işleyen kişilere üç yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören yasaya göre, sosyal medya platformları ‘yanıltıcı bilgi yayan’ veya ‘devletin bütünlüğünü tehlikeye soktuğuna kanaat getirilen’ kullanıcıların bilgilerini yetkili kurumlarla paylaşmak zorunda kalacak.
Ayrıca sosyal medya platformları mahkemenin talep ettiği kullanıcı bilgilerini paylaşmazsa birkaç saat içinde siteye erişimi neredeyse imkansız kılacak sınırlamalara maruz kalacak. Ayrıca içeriği veya şikayet edilen hashtag’i kaldırmazsa ‘doğrudan sorumlu’ olacak.
Buna ek olarak modern yayın ve e-ticaret uygulamalarının temelinde yer alan WhatsApp gibi elektronik haberleşme hizmetlerinin hepsi ‘şebekeler üstü hizmet’ olarak nitelenerek düzenleyici kurum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) yetki alanına dahil edildi.
Yasa sosyal medya platformlarına 2020’de getirilen kısıtlama ve yükümlülükleri de artırmış oldu.
Baskı artarsa Türkiye’den çıkabilirler
Türkiye’de sosyal medyada yazılanlar yoğun şekilde yargının konusu oluyor. Pek çok kişi ‘cumhurbaşkanına hakaret ettikleri’ veya ‘askeri operasyonları eleştirdiği’ gerekçesiyle yargılanıyor.
Siber haklar hukuk uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, sosyal medya şirketlerinin 2020’deki düzenlemelere uyum için Türkiye’de asgari bir yapı kurduklarını, böylece üzerlerindeki baskının artması halinde kolayca Türkiye’deki faaliyetlerine son verebileceklerini belirtti.
Bu dönemi ‘yumuşak geçiş’ olarak niteleyen Akdeniz, bu hafta yürürlüğe giren yasayla sosyal medya şirketleri üzerindeki yükümlülüklerin ciddi şekilde arttığını ifade ederek, şunları dedi: “Otoriter rejimler için model yasa olabilecek bir şekilde sosyal medya platformlarını düzenleme girişimi var burada. Bütün bunları kabul edersen kolluk birimlerinin bir parçası haline geliyorsun, senden her talebi yerine getirmen isteniyor.”
Sosyal medya şirketleri düzenlemelere uymamaları halinde yıllık uluslararası cirolarının yüzde 3’ü oranında para cezası veya reklam yasaklarıyla karşı karşıya kalabilecek.
Twitter değişikliklere nasıl uyum sağlayacağına dair Reuters sorusuna cevap veremeyeceğini belirtti. Facebook’un sahibi Meta Platforms, Google ve Tiktok soruları yanıtsız bıraktı.
Facebook direktörü ‘Sakıncalı’ demişti
Şirketler her ne kadar sorulara cevap vermemiş olsalar da, kanun tasarısı Haziran ayında meclis komisyonlarında ele alınırken Meta ve Google temsilcilerinin beşer dakikalık konuşmaları şirketlerin nasıl düşündüğü hakkında ipucu verdi.
Meta’nın Türkiye ve Azerbaycan Kamu Politikaları Direktörü Sezen Yeşil, haziranda komisyona açıklamasında, şirketlere getirilen yükümlülüklerin ‘çok geniş’ kapsamlı olduğunu ve pratikte nasıl uygulanacağı konusunda birçok belirsizlik olduğunu ifade söyleyerek “Elektronik haberleşme sektöründe geleneksel olarak uygulanmakta olan regülasyonların şebekelerüstü hizmetlere de uygulanmasının sakıncaları olacağını değerlendiriyoruz” demişti.
Yine tutanaklara göre Google’ın Türkiye Hükümet İlişkileri ve Kamu Politikaları Müdürü Pelin Kuzey Karaman da, 2020’deki değişikliklere uyum için azami çaba sarf ettiklerini söyleyerek, şöyle konuşmuştu: “Ancak… bu gayretler, maalesef… (bu kanun teklifiyle) sanki biraz boşa gitmiş gibi olacak. Gerçekten, bunu Google olarak çok üzücü bir gelişme olarak karşılıyoruz… Gerek Google’ın gerekse aslında bizim de değil sadece bütün ekosistemin tüm paydaşlarının bu teklifle getirilen ağır yükümlülük ve yaptırımlar konusunda da zorlanacağını düşünüyoruz.”