Kapitalizmin genel krizi pastayı küçülttükçe, bölgesel yayılmacılık da keskinleşiyor. Bağımlı kapitalizm, emperyalist tekellere terk etmek durumunda kaldığı artıdeğer payını – ki her bir bağımlı ülkede üretilen artıdeğerin aslan payına denk düşüyor – bölgesel yayılmacılıkla ödünlenmeye çalışıyor. Bazısı bunu yapabiliyor, bazısı yapamıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Güney Yemen’de kendisine bağlı bir uydu devlet kurma çabasının Suudi Arabistan’ın gücüyle ezilmesi, altemperyalist paylaşım rekabetinin en son örneklerinden birisi oldu. Keza İsrail’in Somaliland’ı tanıması, Yemen ve Somali üzerindeki altemperyalist rekabetle ilgiliydi.
Türk altemperyalizmi, 1990’lardan bu yana adım adım gelişti ama 15–20 Temmuz darbeleşmesiyle birlikte atılım yaptı. Altemperyalizm, ülke nüfusunun engin çoğunluğunun süper-sömürü altında yarı açlığa mahkûm edilmesiyle elde edilen kaynakların, bölgesel yayılmacılığın maddi zeminini oluşturacak “yerli ve millî” bir savaş sanayiine aktarılmasında temelini buluyor. Militarizm çok yönlü bir ekonomik model olarak sermaye birikiminin yeni biçimini oluşturuyor. Reel ücretler gerilerken savaş sanayii kâr rekorları kırıyor.
Türkiye, hâlen emperyalizme ekonomik-mali bağımlılık altında olmakla birlikte Türk tekelleri bölgesel yayılmacılık yoluyla bunu nispeten telafi edecek bir mekanizma kurmaya çalışıyor.