Ermenistan’da 7 Haziran seçimleri yalnızca Nikol Paşinyan’ın iktidarını yenilemesi anlamına gelmedi.
Sandık aynı anda üç mesaj verdi: Ermeni seçmeni barış ve normalleşme çizgisinden vazgeçmedi; Rusya’ya yakın muhalefetin toplumsal karşılığını görünür kıldı; Paşinyan’a ise Batı yönelimini sürdürme yetkisi verirken bunu demokratik sınırlar içinde yapma sorumluluğu yükledi.
Bu nedenle sonucu sadece “Paşinyan kazandı” diye okumak yetersiz olur. Paşinyan seçimden güçlü çıktı; fakat sınırsız bir siyasal alan elde etmedi.
Karapetyan ve Koçaryan çizgisindeki muhalefetin beklentilerin üzerinde güç göstermesi, Ermenistan toplumunda güvenlik kaygısı yüksek, Rusya ile bağların tümden kopmasından endişe eden ve Paşinyan’ın iktidar tarzına şüpheyle bakan, ya da kişisel çıkarlar sebebi ile bakmayı seçen ciddi bir bloğun varlığını ortaya koydu.
Sandığın asıl mesajı şu oldu:
Ermenistan barıştan, Türkiye ile normalleşmeden, AB ve ABD ile ilişkileri derinleştirmekten ve Rusya’ya tek taraflı bağımlılığı azaltma arayışından vazgeçmiyor. Fakat bu yön değişikliğinin içeride baskı, muhalefeti dışlama ya da demokratik sınırların aşılması pahasına yürütülmesini de kolayca kabullenmeyecek bir toplumsal direnç var.