Ali D. Ulusoy: AYM'nin verdiği karar bağlayıcı değilse, ne o zaman?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

AYM, bireysel başvuru kapsamında, anılan Bildirinin Anayasa ve AİHS’de öngörülen ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ve bu bildiriyi imzalayanların salt bu nedenle cezalandırılmasının bu özgürlüğü ve dolayısıyla insan haklarını ihlal edeceğine karar vermişti.

Söz konusu Barış İmzacılarının bir kısmı KHK’ler ile bir kısmı üniversitelerinin idari soruşturmaları yoluyla öğretim elemanlığından ihraç edilince, açtıkları idari davalar temyiz aşamasında Danıştay’ın iki farklı dairesine düştü.

Danıştay 5. Dairesi ise son kararında, iki oya karşı üç oy ile çoğunluk kararında, Yargıtay’ın kararı paralelinde karar vermiş ve AYM kararını tanımadığını beyan etmiş.

AYM, insan hakları konusunda son sözü söylediğinde, Yargıtay’ın veya Danıştay’ın görev alanına müdahale etmiş olmuyor.

Yüksek mahkemeler arasındaki uzmanlık alanı paylaşımında insan hakları konusunda bağlayıcı son söz yetkisi AYM’de.

Anayasa, insan hakları konusunda en üst düzey uzmanlık mahkemesi olarak AYM’yi görmüş.

Bireysel başvuruyu tanımanın hukuksal anlamı bu.

İfade özgürlüğü meselesinin ise insan hakları alanına girdiği herhalde çok açık.

Mesele bu kadar basit.

AYM’nin bu konudaki kararına uymamak, hukuku, kanunu ve Anayasa’yı açıkça ihlal etmek demek.

AYM’nin tavsiye niteliğinde kararı sistemimizde bulunmadığına göre, verdiği karar bağlayıcı değilse, ne o zaman?

Ali D. Ulusoy’un yazısı