Ali Bestami Kepekçi: İktidar, meseleyi etnik değil 'ümmet' zemini üzerinden tartışmaya çekmek isteyebilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Şu anda Türkiye’de asıl hedef, yeni anayasa tartışmaları ve özellikle cumhurbaşkanının yeniden adaylık meselesidir. Bu nedenle AK Parti cephesinde CHP ile köprüleri tamamen koparmamak, ileride gerekebilecek bir ‘kilit destek’ ihtimali açısından stratejik bir tercih olarak okunabilir.

Bu stratejik yaklaşımın bir başka boyutu da Öcalan’ın görüşmede kullandığı ifadelerle ilgilidir. Öcalan’ın ‘Şeyh Sait isyanının neden 1921’de değil, 1925’te çıktığı’ meselesini, ümmet anlayışıyla verilen Kurtuluş Savaşı üzerinden yorumlaması dikkat çekicidir. Onun iddiasına göre, 1920–21’de Kürtlerin de ümmet bilinciyle mücadeleye katılmasının ardından ulus-devlet anlayışına geçilmesi isyanı tetiklemiştir.

Bu söylem, AK Parti’nin yıllardır yaptığı siyasal İslam merkezli anlatılarla uyumludur. Yani iktidar, meseleyi etnik değil ‘ümmet’ zemini üzerinden tartışmaya çekmek isteyebilir. Bunun sonucunda, siyasal söylemin “din düşmanı – din dostu” ikiliğine dönüştürülmesi ve CHP ile yaşanacak muhtemel gerilimin de bu alana taşınması mümkündür. Bu açıdan dikkatli olmak gerekir.

Eğer bu tartışmalar ‘din–kimlik’ eksenine çekilirse, Türkiye yeniden kutuplaştırılmış bir zemin içine itilecek ve siyasal İslamcı söylemler güçlenecektir. Sonuç olarak, bugün yaşananların hiçbiri tesadüf değildir. Papa’nın ziyareti, ümmet vurgusu, kimlik tartışmaları ve yeniden gündeme gelen anayasa süreci, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren aynı büyük senaryonun farklı başlıklarıdır.

Ali Bestami Kepekçi’nin yazısı