Ali Bayramoğlu: Herkesin belleğinde toplumu aramasında büyük fayda var…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Her otoriter düzen otoriter tutum ve girişimlerini ‘halk eğilimi’, ‘milli güvenlik’, ‘iç tehlike’, ‘kendini savunma’, ‘kendisine özgülük’, sözlerle doğrulamaya çalışır. Ve otoriter düzenlerin gizli ya da açık olması arasında öz açısından hemen hiçbir fark yoktur.

Tek fark dozdadır…Türkiye de benimsediği otoriter rejim dozunu her geçen gün biraz daha arttırıyor. Sonuçta, açık bir şekilde siyasi alanın her geçen gün biraz daha daralmakta , siyasi partilere yoruma dayalı her tür yargı müdahalesini ‘hukuken’ mümkün kılınmasıdır. Siyasete yönelik keyfi bu tutum, aslında devletin bireylere yönelik keyfi tutumunu davet eder ve meşrulaştırır.

Bu keyfi tutum aynı zamanda, ‘toplumun yok sayılması’, zapt u rapt altına alınmaya çalışılması demektir. En beteri, toplum içi temas ve etkileşimin öldürülmesi, ‘toplumsal mutabakatların eritilmesi’ demektir.

Peki sonuç?

Sonuç ortada: Gücün iyice keyfileşmesi, siyasi alanın, zayıfladıkça dar çıkarlara endekslenip suni bir şekilde bölük pörçük olması, tepkisel siyasi davranışın ya da oy davranışının ortalığı kaplaması…

Herkesin belleğinde toplumu aramasında büyük fayda var… Aksi takdirde, unutmamak gerekir ki, yeni siyaset ya da yeni oluşumlar da bu koşullardan muaf olmaz..

Ali Bayramoğlu’nun yazısı