Medeniyetin ölçüsü izafi ve birden çok…
Yerel olanın gücünü tutarlı, köklü, kalıcı biçimlerle evrensel boyuta taşıma bunlardan biriyse, diğeri, bir kültürel süreklilik iklimi çerçevesinde biçimleri taşıma, yenilenme ve çeşitlenme kültürü, belki…
“Her hücresini her geçen gün biraz daha faydacılıkla sarmalayan”, işe yarar olmakla değerli olmayı eşdeğer kılan, özgürlüğü dar yaşam alanları mücadelesi içinde algılayan, üstelik bunu değişim ve özgürleşme fikriyle açıklayan bir diyarda yaşıyoruz.
Hala düşüncenin siyaset karşısındaki özerkliği nedir, onu bile anlamıyoruz…
Özerk olanı eziyoruz…
İnsan, düşünce ve siyaset imhasının aynı olduğunu bile bile…
Özgürlüğü solumadan, cesaret taşımak, özgüveni hissetmek, yani özgür düşünmek, özgürce yaratmak, korkunç bir yanılgıdan başka nedir ki!
Özgürlük iklimi, yaratıcılık ruhunun ta kendisidir, başarıyı doğuran da odur…