İlber Ortaylı’nın her zaman büyük araştırmalar yapacağını düşünürdüm. Sevdiğim Fransız tarihçileri gibi araştırma kitapları yazacağını umuyordum. Bazılarını zaten yazmıştı ve yeni kitaplar da yapmaktaydı.
Fakat İstanbul’un, biraz rehavet biraz popüler kültür havası ve biraz da daha fazla insanın ilgisini çeken televizyon konuşmaları, belki de başka bir Fransız araştırmacının ifade etmiş olduğu şeyi doğruluyordu.
Nerdeyse yüzyıl evvel; Georges Dumézil, 1929 yılında, İstanbul’a Mustafa Kemal tarafından çağrılıp da, İstanbul Üniversitesi’nde İçtimaiyat dersleri verdiği sırada, bu şehrin rehavetine kapıldığını itiraf etmişti. Şehrin güzelliği karşısında büyülendiğini ve bu şehrin araştırma yapma ve ciddi bir şekilde arşivlere girme imkânı tanımadığını söylemişti.
İlber Ortaylı da belki, bu rehavet dünyasının içinde kendisine daha popüler bir rolü seçmeyi tercih etmişti. İlber Ortaylı’nın televizyon konuşmaları, 1990’lı yıllarda TRT2’de “Gündemde Sanat Var” programındaki Attila İlhan’ın konuşmalarının popülerliğine ulaşmıştı.