Bir yerli firma yatırım için niye yurt dışını tercih eder? Bu soru tabii ki mevcut bir yatırımı yurt dışına taşımayı ya da çok daha yaygın olarak karşımıza çıkan şekliyle üretimi yurt dışına kaydırmayı kapsamıyor. Bir üretim yapılacak ve bunun yurt dışında gerçekleştirilmesi tercih ediliyor. Ama yurt dışındaki üretim için de öncelik yeni yatırıma değil, mevcut kurulu bir tesisi almaya veriliyor. Tercih yurt dışı ve tercih faaliyette olan bir tesisi almak… Çünkü alınan yalnızca üretim tesisi değil ki… O tesisle birlikte tesisin sahip olduğu pazar da bir anlamda ele geçirilmiş oluyor. Çimsa örneği de gösteriyor ki önümüzdeki yıllarda Türk firmalarının yurt dışı yatırımları daha da artacak. Yedi aylık veriler oldukça çarpıcı…
Bu yedi ayda yurt içi yerleşik firmalar yurt dışında 3.2 milyar dolarlık yatırım yapmış görünüyor. Lütfen dikkat; görünüyor, diyorum çünkü bu tutarın 1.2 milyarı gayrimenkul alımına gitmiş. Tam 1.2 milyar dolar! Kalıyor geriye 2 milyar dolar. Bu 2 milyar doların 361 milyon doları da yurt dışındaki şube vb. gibi oluşumlara aktarılan kredi ve sermaye gibi kalemlerden oluşuyor. Sonuçta yedi ayda yurt dışında yapılan yatırım yine de yaklaşık 1.7 milyar dolar. Yurt içinde yerleşik firmalar yedi ayda yurt dışında bir anlamda net olarak 1.7 milyar dolarlık yatırım yaparken yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’deki yatırımları ne olmuş peki, bir de ona bakalım. Yedi aydaki “görünür” yatırım 5.9 milyar dolar.
Yerli firmaların yurt dışı yatırımları ile yabancıların Türkiye’deki yatırımları arasında makas giderek daralıyor. İşte yedi aydaki durum; 1.7 milyara 3 milyar! Bunun ekonomik olduğu kadar hukuki etkenlerden kaynaklandığı çok açık. Herhangi bir sorunla karşılaşacak yabancı bir şirket Türk hukuk sistemine ve adalet mekanizmasının işleyişine ne kadar güvenirse o ölçüde yatırım düşünecek. Şu koşullarda o güven duygusunu verebilir miyiz?