Alaattin Aktaş: Bu yılın enflasyonunu yüzde 25'in altında bekleyen neredeyse kalmadı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısından sonra Ortadoğu’da giderek daha fazla ülkeyi kapsamaya başlayan savaşla birlikte o klasik söylemleri yine duyduk. Türkiye ekonomisinin bu tür durumlara ne kadar dayanıklı olduğu yönündeki söylemleri.

İlk aşamada proaktif davranış sergileyebilecek tek kurum Merkez Bankası idi ve o da üstüne düşeni büyük ölçüde yaptı. Ama yapılan çok kısa süreli bir önlem olmaktan öteye gitmiyor. Sistemdeki fazla likidite dövize gitmesin ve başta petrol olmak üzere artış gösteren emtia fiyatları bir de kur artışı yüzünden daha fazla ithal maliyet ve dolayısıyla enflasyon oluşturmasın; tüm çaba bunu sağlamak. Merkez Bankası bu amaçla faizi dolaylı olarak artıracak düğmeye ilk günden bastı.

İki ayda yüzde 8’e yaklaşan artıştan sonra anlamı kalmayan yüzde 16’nın da, hatta Merkez Bankası tahmin aralığının üst sınırı olan yüzde 21’in de hele hele şimdi hiçbir önemi yok.

Bu oranların tutmayacağı gün gibi ortada. Aslında bu yılın enflasyonunu yüzde 25’in altında bekleyen de neredeyse kalmadı. Hem herkes hesabını kitabını yüzde 25 dolayında bir enflasyona göre yapıyordu. Şimdi o tahminler yüzde 25’ten yüzde 30’a doğru revize edilirse şaşmamak gerek.

Alaattin Aktaş’ın yazısı