Sanatçı Ali Kazma, İstanbul Modern’deki son sergisi ‘Aklın Manzaraları’nı şöyle anlattı: “Ben görsel bir şeyler çekmek, çektiğim şeylerle de aklın içinden geçenlere işaret etmek zorundayım.”

Ali Kazma, Paris’te yaşayan ve çalışan mercek temelli bir medya sanatçısı. İlk çalışmalarından beri üretim süreçlerine ve insanın yaratarak ortaya koyduğu işlerdeki anlama odaklanıyor.
Üretimi ve hayatı bir varoluş kaygısı üzerinden okuyan ve gözlemleyen sanatçının son sergisi ‘Aklın Manzaraları’ İstanbul Modern’de ziyaretçilerle buluştu.
Sanatçı bu kez de Alberto Manguel ve Orhan Pamuk üzerinden yazınsal üretimin zihinde yarattığı şekle, yazarların zihin haritasına bakıyor. Kısacası ‘bir yazarın aklının manzarası nasıl olur, üretirken zihninde neler belirir ve bu nasıl görüntülenir’ sorularının yanıtını arıyor.
Sergide yer alan işler şunlar:
- Sumi / 2025 (Mürekkep üzerine)
- Alberto Lizbon’da / 2024 (Manguel’in 40 bini aşkın kitaptan oluşan sergisini Lizbon’a taşıması)
- Mürekkep Evi / 2023 (Orhan Pamuk arşivi üzerine odaklanan aynı anda üç farklı görüntüyü yan yana getiren bir çalışma)
- Sentimantel / 2022 (Videoda Orhan Pamuk ve Ali Kazma yer alıyor)
- Dövme (2013)
- Hat (2013)
1 Şubat 2026’ya kadar ziyarete açık ‘Aklın Manzaraları’ sergisini sanatçı Ali Kazma Diken’e anlattı.

Neden Manguel ve Orhan Pamuk?
Yazarların yaratım sürecini kaydetmek bunun için doğru görüntüleri elde edebilmek o yazarla yakın çalışmayı gerektiren bir şey. Yazarın size güvenmesini ve başkalarına belki göstermediği notlarını, çizimlerini, gerçekleşmemiş düşüncelerini, vazgeçtiği fikirlerini sunması gerekiyor. Bunlar uzun süreçler. O yüzden hayatta bu işlerden on tane yapamazsınız.
Dediğim gibi her iki iş de aşağı yukarı üçer senemi aldı.
Böyle düşündüğünüz zaman hayatın sizin karşınıza çıkardığı çalışabileceğiniz insanlar oluyor. Evet ben Vasquez’i çok seviyorum. Onunla çalışayım deyip Vasquez’in peşine düşüp onu bulup onu ikna etmek olmaz.
‘Pamuk bana tüm arşivini açmayı taahhüt etti’
Alberto ve ben başka bir iş için tanışıp zamanla arkadaş oldum. O nedenle de bu işi Alberto ile yapabildim. Ve Manguel’in de kitaplara olan aşırı ilgisi, bilgisi, yazılarının çoğunun da kitaplar üzerine olması ve yazmak-okumak üzerine olması zaten onu bu iş için çok ideal bir obje, ideal bir konu haline getirdi.
Aynı sokakta yaşadığım Orhan beyle de 2013’te tanışmıştık. Pamuk, benzer yerlerde büyüdüğüm, benim dilimde yazan ve yazılarını bildiğim biriydi.
Pamuk, geçmişini kendi kişisel tarihimle özdeşleştirebildiğim bir insan, bana tüm arşivini açmayı taahhüt etti. Ayrıca Orhan bey elle yazıyor, çiziyor, sulu boya yapıyor. Bunlar benim işimde düşüncelerin yerine kullanılabilecek güzel görsel malzemeler.

‘Çektiğim şeylerle aklın içinden geçenlere işaret etmek zorundayım’
Çalışmalarınızı video olarak sunuyorsunuz ama bu görsel işinize kaynaklık eden kişiler edebiyatçı. Her türlü kaynaktan besleniyorsunuz. İşlerinizin melezliği ve diğer sanat dallarından beslenmesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Şimdi dediğiniz çok doğru. Manguel geçmişte kukla yapmış mesela, Pamuk da çiziyor. Tabii ki bu benim seçtiğim yazarlar da ilgili.
Ben görsel bir şeyler çekmek, çektiğim şeylerle de aklın içinden geçenlere işaret etmek zorundayım.
O yüzden de böyle sulu boya yapan, desen yapan, yazdığı sayfaları resimleyen kişileri tercih ettim. Yaptıkları işler akan görüntüye uygun olduğu için Manguel ve Pamuk gibi sanatçılar ön plana çıktı.

İşlerinizde ritmin önemine değiniyorsunuz. Pamuk’un ‘Veba Geceleri’ adlı kitaplarını tek tek imzaladığı (bu senkronize anın bir ritmi var) sırada size sorular soruyor ve siz seyahatlerinizi ve gezi deneyimleriniz ona anlatıyorsunuz. Tabii videoda görünmeden. Pamuk’a odaklanan videoda bahsettiğiniz o ritmi her imza atışta duyuyoruz.
Aslında anlattıklarınızla Pamuk’un kitaplarına imza attığı o anda sanki yazarın kafasında bir hikayenin, bir romanın kurulduğunu hissediyoruz. Akla girmek ve aklın manzarasını çekmekten bahsediyorsunuz ya bu an tam da yapmak istediğiniz şeyi seyirciye aktarıyor. Siz bununla ilgili ne söylersiniz, sizce de öyle mi?
Aynalar var orada. Pamuk, ertesi gün çıkacağım yolculukla ilgili sorular soruyor. Ben de ona çıkacağım yolculuğu anlatıyorum.

Onun da çıktığı yolculuklarda yaptığı desenler, kitaplarına çizdiği şehirler, doğa tasvirlerini alıp bunları videoda yan yana koydum. Kısaca bu çalışma gerçek hayattaki manzara, akıldaki manzara, ürettiğimiz, düşündüğümüz, manzaralar, yaşadığımız manzaralar ve bunların arasındaki gidiş gelişlerle ve bunun sanatsal üretime dönüşmesiyle ilgili.
Zihnin haritasında, o görünümünü veya manzarasını yakalamaya çalışırken bu iş çok spontane gelişti.
Bu sergideki tek spontane ve benim de varlığımın hissedildiği tek iş. Onun için ayrı bir odada sergileniyor.

‘Yazar olmadığımı çok iyi biliyorum’
Sizin de konuşmalarınızla dahil olduğunuz Pamuk videosu tüm işler tamamlandıktan sonra mı üretildi?
Bütün çalışmaları tamamlamak diye bir şey yok. Ben öyle çalışmıyorum. Tüm işlerim birbiriyle diyalog kurmak üzerine. Ben 1998’den beri üretiyorum, 75’in üzerinde videom var.
Her sergimde, böyle büyük sergilerde farklı diyaloglar kuruyorum işlerim içinde. Burada gördüğünüz iki iş 2013’ten, diğeri 2024, 2025 ve 2023. Kısaca bu işler sergi için birlikte yapılmadı. Bu sergi için bir araya geldi.
Her sergide yenileri katılıyor, eskileri çıkıyor ve farklı diyaloglar üzerinden farklı düşünsel alanlar yaratmaya çalışıyorum.

Peki yazmak ve edebiyatçılar üzerine olan bu serginizden hareketle aslında içten içe bir yazar olma arzusunun bir yansıması olarak görebilir miyiz bu işleri?
Örneğin dokuz yaşında tenis kortuna gidersiniz, elinize bir raket verirler. Üç ayda kimin iyi tenisçi olup kimin olamayacağı belli olur.
Ben yazarlarla çok çalıştığım için yazar olmanın nasıl bir şey olduğunu gördüm. Bu yüzden yazar olmadığımı çok iyi biliyorum. Arada sırada kafamı açmak için ufak tefek şeyler yazıyorum. Kafamı kurcalayan bir konuda daha iyi düşünmeme yardım etsin diye yazıyorum ama yazar olmadığımı çok iyi biliyorum.

‘En önemli soru şu: Bir insan bu dünyada nasıl yaşamalı?’
Sanatçı olarak kariyerinizde hem üretim süreçlerini odağınıza aldınız. Gençliğinizden beri bu konuya eğilmenizin nedeni ne?
Benim için en önemli soru şu: Bir insan bu dünyada nasıl yaşamalı? Ben nasıl yaşamalıyım? Üretimim esasen bunun üzerine kurulu.
Dünyada yaşamanın imkanları nedir? Neler yapabilirim? Ne tür şekiller bana açık ya da kapalı? Ben nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?
Bunları yaptığım işler aracılığıyla, tanıştığım insanlar, mekanlar, malzemeler aracılığıyla cevaplamaya çalışıyorum.