Avrupa oyunları için Roma’ya uçak kaldırıp gazetecileri bindirince İBB Başkanı İmamoğlu’na denmedik bırakılmadı.
Tuhaf olan; kamu bankası kredileriyle satın alınıp kamu reklâmlarıyla desteklenen gazete ve TV yöneticilerinin de lâf sokma sırasına girmesiydi.
Bu hakkı kendilerinde gördüler, çünkü Cumhurbaşkanlığı uçağına binen gazetecilerin otel ve yemek masraflarını kurumları karşılıyordu.
Oysa madalyonun bir de öbür yüzü var. Önceki gün şu haberde bir daha ortaya çıktı:
“2018 yılında Doğan Holdingden 916 milyon dolara satın alınan Hürriyet, Kanal D ve CNN Türk medya grubu için Ziraat Bankasından 895 milyon dolarlık kredi çekilmişti. Demirören Holding, bu yıl ödemesi gereken 70 milyon dolarlık taksitler için yayın grubuna ait İzmir, Antalya ve Trabzon’daki matbaa binası, işyerleri ve gayrimenkulleri 1 milyar 287 milyon 922 bin liraya Ziraat Bankasına sattı.”
Söyleyin şimdi, ne anladık bu alış verişten? Kamu kaynaklarının doğru yere nasıl harcandığını, israftan hangi derece tasarruf edildiğini, medyanın da kamudan beslenmemeye ne kadar dikkat ettiğini mi anlatıyor?