Ellerinde Can Dündar’la Erdem Gül’ün casusluk yaptığını kanıtlayacak bir bulgu olmadığını düpedüz kabul etti işte savcı. Anayasa Mahkemesi’nin dediği de bundan ibaret değil miydi?
Ne casusları kollamadığı kaldı ne vatan hainlerini cezaevinden salmadığı… Paralel Yapı’ya hizmet ettiğinden girildi, üst akla uşaklığından çıkıldı. Küfrün, hakaretin bini bir para; anasından doğduğuna pişman etme edebiyatı havada uçuştu, tehdit ve baskılar gırla gitti.
AYM Başkanı şahsen hedefe kondu, çalınmadık kara bırakılmadı, itibarıyla, haysiyetiyle oynandı, eşi benzeri görülmedik bir linç ve aşağılamaya uğradı. Fakat onca kıyamet koparıldıktan sonra ne olsa beğenirsiniz? AYM haklı çıktı.
Artık haklılığı tescillendiğine göre, AYM’ye yapılan ayıbın hesabı da arada kaynamasın. Bir özür borcu doğmadı mı sizce de? Yalnız baştan uyarıyorum; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasına saklanarak savuşturulamaz bu borç.
Mahkemenin kararını beğenmeyip eleştirmek başka; akla gelebilecek en kirli yöntemlerle karalamaya girişmek başka. ‘Vay, demek sen ha’ diye Allah ne verdiyse saldırıya geçenler hiç kıvırmasın. Yeri gelmişken çıksın, paşa paşa özür dilesinler.