Akif Beki: Batı'nın demokrasi havarileri utanmadan nasıl dolaşacak meydanda?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

En kötü sınavı veren, Almanya. Frankfurt Kitap Fuarı’nı bile rezil ettiler. Filistin yanlılarını kapısından sokmayacaklar neredeyse. Filistinli yazar Şibli’ye ödül iptaliyle başladı, popüler düşünür Zizek’i konuşturmama girişimleriyle sürüyor.

İsrail’i eleştirdi, Gazze’deki katliamlara sessiz kalmadı, diye piyanist Fazıl Say’ın İsviçre konserleri iptal edildi.

Fransa’da siyasilerin koyduğu eylem yasağını, mahkeme kaldırdı.

Savaş karşıtları, barış bildirileri İsrail’de dahi bu kadar bastırılmıyor. Sosyal medya hesaplarına gözaltılar, üniversitelerden akademisyen ihraçları başladı gerçi. Fakat Haaretz gazetesi, Netanyahu’ya demediğini bırakmamaya devam ediyor.

Savaş karşıtı Yahudiler, Başbakanlık önünde toplanıp Netanyahu’yu “def ol”maya çağırabiliyor.

Filistinlilerin hayat hakkı, Tel Aviv’de dahi savunulabilirken Avrupa başkentlerinde savundurmamak da nedir?

Ellerinden gelse ağız açtırmayacaklar. Ne sanat ne düşünce özgürlüğü takıyorlar. İsrail sınırına kadarmış.

Avrupa’nın insan hakları savunuculuğu ve ifade özgürlüğü, İsrail sınırında bitiyor. Sınırın Filistin tarafına geçemiyor demokrasileri.

Avrupa’nın, İsrail için kendini inkâr etmesi; ABD’nin, İsrail için savaşmayı göze almasından daha anlaşılmaz.

Ürdün Kralı Abdullah’tan insan hak ve özgürlükleri dersi dinleyecek duruma düşürdüler kendilerini.

Kral’ın, Kahire Zirvesi’ndeki şu haklı çıkışına hangi yüzle, ne diyebilirler:

“Arap dünyasının duyduğu mesaj açık ve net: Filistinlilerin hayatı, İsraillilerin hayatından daha önemsizdir. Uluslararası hukukun uygulanması isteğe, insan hakları ise ırka ve inanca bağlıdır.”

Bu lafları yiyecek kadar yüzünü karartıp kendini İsrail’e feda etmeye değer mi? Batı’nın demokrasi havarileri, sonra utanmadan nasıl dolaşacak meydanda?

Akif Beki’nin yazısı