Lozan, her şeyden önce, bir anlaşmadır. Daha doğrusu, bir ‘uzlaşma.’
İki taraf (savaşın galibi ve gözlemcisi) bir masada oturmuş, bundan sonra ne olacağına (sınırların nasıl teşekkül edeceğine) ilişkin uzlaşmaya varmışlardır. Lozan, bu yönüyle de, ‘ilan edilmiş yeni devletin tapu senedi’dir.
İster ‘Lozan hezimettir’ fikriyatını benimseyin, ister ‘Lozan zaferdir’ fikriyatını benimseyin, Lozan’ın aynı zamanda ‘tapu senedi’ yerine geçtiği gerçeği değişmeyecektir.
Lozan, bir tapu senedidir ama kötü bir tapu senedidir. Ali Şükrü Bey’in dediği gibi, ‘daha iyisi olabilirdi…’ Lozan’ın ‘kötü bir tapu senedi’ olduğuna en büyük kanıt, Mustafa Kemal Paşa’nın sonradan Musul ve Hatay konusunda birtakım girişimlerde bunmasıdır. Musul’a güç yetiremedi ama Hatay’ı Fransız boyunduruğundan kurtarmasını bildi. Tapuyu onarmaya çalıştı…
Lozan’ı tabulaştırmanın ve ‘üzerine söz söyletmem’ tavrına girmenin alemi yok. Doğru bilgiyle ve suhuletle tartışalım. Kemal Kılıçdaroğlu gibi provokatörleri de mümkün mertebe uzak tutalım.