Ahmet İnsel: Erdoğan, Erdoğan'a karşı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Aradan on bir buçuk ay geçti. AKP Türkiyesi, hatta Tayyip Erdoğan Türkiyesi olarak tanımlanması yanlış olmayan bir toplumda artık yaşıyoruz. Bugün AKP sözcülerine, siyasete, topluma ve hükümet kavramına ilişkin on buçuk yıl önce dile getirilen yaklaşımı hatırlatsanız, noktası virgülüne kadar benimsediklerini muhtemelen iddia edeceklerdir. Ama ardından yolsuzluk soruşturmalarının, hükümete yönelik protesto gösterilerinin hükümete darbe teşebbüsü olarak, Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde yargılanmalarının da demokrasi gereği olduğunu söyleyecekleridir.

Sayıştay’ın ve idare mahkemelerinin yürütme ve idarenin tasarruflarını denetleme yetkilerinin kısıtlanmasını da. Hükümete yönelik yolsuzluk iddialarının üzerinin fahiş otoriter uygulamalarla örtülmesini de. Hükümete ve özellikle “Milletin Adamı”na yan gözle baktın, kaş göz işareti yaptın davaları açılmasını da…

2003 programıyla taban tabana zıt olan “Ankara kriterleri” demokrasisinin örneklerini uzun uzun saymaya gerek
yok. Arada ne değiştiğini ele almak bu yazının sınırlarını çok aşar. Tayyip Erdoğan mı değişti? Tayyip Erdoğan’ın 2003
hükümet programında altını çizdiği, “maşeri vicdanın yankısı haline gelmiş olan AK Parti” mi? Yoksa cari “maşeri
vicdanın” kendisi mi? Ama her durumda, on bir buçuk yıl önce ilan edilen hükümet etme mantığıyla bugünü
karşılaştıran bir tiyatro yazarı, “Erdoğan Erdoğan’a karşı” ya da “AKP AKP’ye karşı” adlı bir oyun senaryosu yazmayı
düşünebilir.

Ahmet İnsel’in yazısı