Ahmet İnsel: AKP'nin Reisi ile Sisi yönetiminin keyfi diktatörlüğü arasındaki fark kapanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İlginçtir; Tayyip Erdoğan, kendisine karşı uluslararası bir komplo hazırlandığı inancının zihninde perçinlenmesine neden olan, Mısır’da 3 Temmuz 2013’te yapılan askeri darbenin yerleştirdiği rejime birçok bakımdan pek benziyor.

Hatırlatalım: Müslüman Kardeşler’in kurduğu Özgürlük ve Adalet Partisi’nin başkanı olup 2012’de cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi’nin istifa etmesini talep eden kitlesel gösteriler, 2013 Haziran’ının son günlerinde başlamıştı. AKP çevresindeki basın, bu gösterilerle Gezi olayları arasında bağ kurmaya çalışmıştı. 3 Temmuz 2013’te Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesi ve Batı dünyasının ve Suudi Arabistan’ın darbeyi desteklemesi, Tayyip Erdoğan ve çevresinde ‘sıra bize geldi’ endişesine zirve yaptırdı.

Bugün General Abdülfettah el Sisi yönetiminin keyfi diktatörlüğüyle arasındaki fark giderek azalan bir rejimi yerleştirmeye çalışıyor AKP’nin Reis’i.

Önümüzdeki mart ayının sonunda Mısır’da yapılacak başkanlık seçimlerinde Sisi’nin fiilen tek aday olması neredeyse kesinleşti. Ona rakip olabilecek üç aday, yakın tarihlerde ya hapse girdi, ya ceza alıp seçilme hakkını kaybetti ya da maruz kaldığı baskılara dayanamayıp havlu attı. AK-MHP iktidarı bugün bunun daha çoğulcu ve demokratik görünümlü, ‘yerli ve milli’ versiyonu arayışı içinde.

Mısır’da düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılarla Türkiye’dekileri yarıştırmanın anlamı yok. Sadece hatırlatalım. Mısır’da da tutuklu gazeteci sayısı yüksek. Kırk bin civarında muhalif hapis. Mısır medyası, Türkiye medyası gibi. Orada da muhalif milletvekilinin vekilliği düşürülüyor. Elit düşmanlığı da bir o kadar Türkiye’ye benziyor.

Ahmet İnsel’in yazısı