Dün de yazdım: Ben artık Atatürk’ü farklı değerlendiriyorum. Çok uzun süredir “tek adam, otoriter yönetim, Batı’ya yönelim, tek tip insan yetiştirme, İstiklal Mahkemeleri, lüks ve şatafat…” falan diye bik bik ötmeyi bıraktım. Yani Atatürk değil derdim.
Ayağa kalkmamamın tek nedeni şu: Herhangi bir kutsiyet içermeyen, tamamen dünyevi kalan her türden ritüelle başım
hiç hoş değil benim. Cumhurbaşkanı geçiyor diye sigara söndürüp ayağa fırlamaya da kılım, 9’u 5 geçe siren çaldığında hazır ol vaziyetine geçmeye de. Bana göre değil bu türden hareketler. Saygının, sevginin ille de böyle gösterilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Ama saygısını, sevgisini böyle göstermek isteyenlere saygım da, sevgim de sonsuz.
Hiç rahatsız olmuyorum sirenlerden, ayağa kalkmalardan… Her 10 Kasım’da… Sirenler çalsın, ayağa kalkılsın, sorun değil benim için. Yeter ki… Bir zorlama olmasın, bir dayatma olmasın, bir baskı olmasın. Ayağa kalkmak isteyen kalksın, oturmak isteyen otursun.