AKP döneminde, hele de 2010’lardan bu yana MEB işi gücü bıraktı iki konuya odaklanmış bulunuyor: Din-imam hatip, ucuz işçi-mesleki teknik okullar/çıraklık MESEM’ler. İmam hatipler o kadar yaygınlaştırıldı ki artık bu alan tüm sınırları zaten aşmış, dahası tüm okullar zaten zorunlu ve zorunlu seçmeli din dersleriyle medreseye dönüştürülmüş bulunuyor. MESEM’ler ve meslek teknik okullarının tümden çıraklığa dönüştürülmesi son 2-3 yıldır çok daha öne çıkmış gibi. Her gün ya zaten uygulamaya geçirilmiş ya da tez zamanda uygulamaya geçirileceği duyurulan berbere, yağcıya, mobilyacıya, inşaatçıya, tekstilciye… bilumum esnaf sanatkara ucuz emek gücü nasıl sağlanır projesiyle yatıp kalkıyoruz.
Öğrenci için öğretmene, okula, yurda ihtiyaç kalmayınca MEB de çok rahat edecek, bütün mesele şu öğrenciler, onları sanayiye ve camiye gönderdiğimizde, dükkanda ve tarikatta yatıp kalktığında artık sorun kalmayacak, mesele para ise parasını devlet, mesele diploma ise o diplomayı MEB veriyor zaten, cemaatlere ve işverenlere sömürmek, semirmekten, nemasını toplamaktan başka bir şey kalmıyor, diplomanın da sahtesine bile gerek yok, kanun gibi resmi diploma. “Meslek lisesi memleket meseli” yeni değil, Türkiye’nin iktisadi ve sınıfsal yapısına dair, Türkiye’nin ekonomipolitiğine dair maalesef. Burada sorulması gereken bazı temel sorular var: Türkiye ucuz ve niteliksiz iş gücüyle kalkınır mı, bu çok sakat bir bakış, dahası işin bir de ahilik fütüvvet cehalet boyutu var.
Cehalet ve insan sömürüsü istendik tercih edilen bir durum mu? Cehalet nasıl istendik hale getiriliyor, cehalet nasıl üretiliyor? Eskiden okul diploması ucuz işçilikten ve cehaletten az biraz da olsa kurtulma göstereniydi. Şimdi diplomalı ucuz işçilik ve diplomalı cahiliye dönemine doğru evriliyoruz. Bu nasıl oluyor, cehalet nasıl diplomalı hale, nasıl istendik hale getiriliyor; ucuz işçi, çırak, camide namaz kıldırabilecek vatandaş memlekette az mı da yamaklıkla çıraklıkla imam hatiple uğraşıyoruz? Dahası bunlar için diploma gerekiyor mu yoksa diplomayı kandırmaca/havuç olarak mı dağıtıyoruz?