Abdulkadir Selvi: Zina konusuna aile birliğinin korunması açısından bakılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Zina, hassas bir konu. 2004 yılında gündeme geldiğinde kıyamet kopmuştu. Muhalefet sert tepki göstermiş, Avrupa Birliği müzakere tarihi vermemekle tehdit etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Biz AB’nin talepleri doğrultusunda böyle bir adımı attık ama yanlış yapmışız” diyerek o günkü tartışmalara değiniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 20 Şubat tarihinde AK Parti grubunda, “Zina konusunun yeniden ele alınmasının çok çok isabetli olacağı düşüncesindeyim” sözleri üzerine hükümet yeniden harekete geçti.

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, “Zina konusunda ayrı bir komisyon çalışıyor” demişti. Aile Bakanlığı temsilcilerinin de yer aldığı bu komisyon temel kriterleri belirleyecek. Yasa metnine dökülmesi aşamasında ise Adalet Bakanlığı devreye girecek. Hassas bir konu olduğu için dikkatli bir çalışma yürütülüyor. Öncelikle yapılan çalışmadaki bakış açısını ve hassasiyetleri paylaşmak istiyorum.

1- Zina konusuna aile birliğinin korunması açısından bakılıyor.

2- Kamu gücünün özel hayata müdahalesini çağrıştıracak hükümlerden uzak duruluyor.

3- Beden muayenesini zorunlu kılacak bir hüküm getirilmiyor.

4- Resen değil, şikâyete bağlılık esas alınıyor.

5- Zina fiilinin tanımında ve ceza sürelerinde kadın-erkek eşitliği üzerinde duruluyor.

Bunlar genel kriterler. Çalışma olgunlaştırıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılacak olan Bakanlar Kurulu’nda masaya yatırılacak. Zinanın, ‘çocuklarla cinsel istismarı düzenleyen yasa tasarısı’ ile birlikte mi, yoksa ayrı ayrı mı getirileceğine karar verilecek.

Abdulkadir Selvi’nin yazısı