AK Parti’nin Afyon kampında en çok tartışılan konuların başında çözüm sürecinin gelmesi şaşırtıcı değil.
Gelinen noktada çözüm süreci açısından bir hasar tespitinde yarar var.
Öyle ki parti içerisinde önemli görevlerde bulunmuş bir milletvekili, ‘Ben şu saatten sonra çözüm sürecine karşıyım’ diye bir çıkış yapıyor. Bununla birlikte bölge milletvekilleri de ‘Ne yapıp edip çözüm sürecini devam ettirmemiz lazım’ diyerek, çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koyuyorlar. Olumsuz bir hava yansıttığımın farkındayım. Ama tablo bu. İlk günkü olumsuz hava son gün Başbakan Davutoğlu’nun başkanlığında yapılan toplantıda daha sağlam bir zemine kavuşuyor. Başbakan çözüm süreci açısından güçlü bir irade ortaya koyuyor. Ama kamu otoritesinin sağlanması noktasında da uyarılarda bulunuyor. Çıkan tabloyu tam ifade edebilir mi bilemiyorum ama ‘Şartlı müzakere’ dönemine geçiliyor demek daha doğru olur.
Gezi ile devrilmek istenen 17 ve 25 Aralık darbesiyle bileğine kelepçe vurulmaya çalışılan, 30 Mart yerel seçimleri ile 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte küllerinden yeniden doğan Erdoğan ve AK Parti’nin bu süreçte yeterince enerjik olmadıkları eleştirisi yapılabilir. Ama durum ortada. AK Parti Gezi’den bu yana feleğin çemberinden geçti. Buna rağmen çözüm süreci ilk kez bir yasal düzenlemede yer aldı. Çözümün kurumsal ayakları oluşturulup, yol haritası hazırlandı.