Selvi, 17 Aralık'ın 'şifresini' çözdü: Yahudi diasporası, ihaleyi paralel yapıya vermişti

 

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu 17 Aralık’ın şifresinin ‘dönemin başbakanı‘ ifadesi olduğunu, her şeyin ‘One minute‘le başladığını iddia etti.

abdulkadir selvi 1

Kapatılan 17 Aralık operasyonunun yıl dönümünde ‘17 Aralık’ın şifresi neydi?’ başlıklı bir yazı kaleme alan Abdülkadir Selvi, 17-25 Aralık’ın ‘Başbakanı bile hazır olan, kabinesi kurulmuş bir darbe girişimi’ olduğunu savundu.

‘Onun bileğine kelepçe takacağım’

Operasyonla ilgili iddianamenin önceden hazırlandığını ifade eden Selvi, “Erdoğan ailesinin konulacağı yer önceden belirlenmişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın, ”Dönemin Başbakanı” sıfatıyla, Yassıada pardon Silivri mahkemesinde Salim Başol değil ama Zekeriya Öz tarafından yargılanacaktı diyeyim de gerisini siz hesap edin. 16 Aralık’ı 17 Aralık’a bağlayan gece, Vatan Emniyetin koridorları, ”Onun bileğine kelepçe takacağım” diye meydan okuyan polis şefinin sesiyle çınlıyordu” diye yazdı.

‘Yahudi diasporası, ihaleyi paralel yapıya vermişti’

17-25 Aralık’ın hazırlıklarının, 2009 yılında Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e ‘One Minute‘ çıkışını yaptığı gün başlandığını iddia eden Abdülkadir Selvi, şöyle devam etti: “Geriye dönük telefon dinlemelerine, Başbakan’ın ofisine yerleştiren böceğe baktığımızda hepsinin gelip dayandığı tarih, ”One Minute”nin çekildiği tarihti. O gün bazı TV kanallarına çıkanlar, ”Türkiye’yi bilmeyiz ama AK Parti bitmiştir” demişlerdi. O günlerde bu sözü hafife almışız. Yasadışı telefon dinlemelerinin, ”One minute” tarihine dayandığını görünce, boş bir söz olmadığını anlamıştık. “One Minute”den sonra Erdoğan’ın kalemini kıran uluslar arası Yahudi diasporası, ihaleyi paralel yapıya vermişti. Erdoğan’ın, ”Ne istediler de vermedik” dedikleri günlerdi. Paralel yapı Türkiye’de her şeye hakimken neden darbe girişiminde bulunmak istesin ki? ABD’de yaşamanın, uluslar arası çapta girilen ilişkilerin bir bedeli olmalıydı. İhale almışlardı. Onun gereğini yerine gireceklerdi.”

Yeni Şafak yazarı, isim vermeden ‘şimdilerde Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan paralelci savcı‘ diye nitelediği Zekeriya Öz’ün 17-25 Aralık dosyaları üzerine çalışan bir savcıya “Abi seni severiz. İyi bir savcısın. Ama Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Hesabını ona göre yap” dediğini öne sürdü.

‘Bir fiskelik canı var’

Selvi bir bürokratla ‘paralel gazeteci‘ arasında ise şu diyaloğun geçtiğini iddia etti: “Erdoğan’ı işaret ederek, “Gücünüz yetecek mi?” diye soran bürokrata, paralelci gazeteci eliyle işaretini yaparak, ”Bir fiskelik canı var” karşılığını verecekti. İstihbarat ellerindeydi. Bakanlıkların koruma amirliklerine ve özel kalemlerine yerleşmişlerdi. Bir fiskelik canları vardı. Hesap etmedikleri bir şey oldu.”

Şifre: Dönemin başbakanı

Erdoğan’ın ‘direnip kazandığını‘ savunan Selvi, yazısını şöyle sonlandırdı: “17-25 Aralık’a hep darbe girişimi olarak baktım. Bu kanaatim bugün de değişmedi. Yolsuzluk iddiaları ise 17 Aralık operasyonunda gözaltına alınan ünlü bir işadamının, ”Biz bu işin sosuyuz” dediği gibi, işin sosuydu. 27 Mayısçılar, 12 Martçılar, 12 Eylülcüler, 28 Şubatçılar gerekçelerinde ne kadar samimiyse, 17-25 Aralık’la ilgili iddialarda o denli gerçekçiydi. “Dönemin başbakanı” sadece bir ibare değil, 17-25 Aralık darbe girişimin şifresiydi. Darbe başarılı olsaydı, Fetullah Gülen, Humeyni’nin Fransa’dan özel uçakla İran’a geldiği gibi Türkiye’ye getirilecekti. Bu tespitte bana ait değil. 2011 seçimleri öncesinde, Erdoğan yapmıştı. Dönemin Başbakanı değil… O günkü Başbakan…”

Yeni Şafak yazarı Selvi: Oldu olacak Sarraf’ın heykelini dikin, dört bakanı da seçim afişi yapın