Diyarbakır’ın Kulp kazasına bağlı Karaağaç köyünde, müftülüğe, yani Diyanet’e ait Kur’an kursunda on gün önce yangın çıktı. Aynı odada yatan 12 çocuktan 6’sı öldü.
Yangına gece boyunca açık bırakılan elektrik sobasını besleyen kablonun ısınarak halıyı tutuşturması sebep oldu. Yangından sonra iki Diyanet müfettişinin tespitlerine göre Kur’an kursunun yatılı öğrenci izni yoktu; yani binada gece öğrenci barındırılması kurallara aykırıydı.
Kurs binasında kalorifer teşkilatı vardı ancak yetersiz kalmış olmalı ki çocuklar gece boyunca elektrik sobası yakmak ihtiyacı duymuşlardı.
Elektrik sobasının ayağı olmadığı için çocuklar altına yastık yerleştirmişti. Ayrıca ocak kablosunun yerdeki halının altından geçirildiğine dair haberler de yer aldı basında.
Ve küçük ve ilginç bir ayrıntı daha: Yatılı statü için Diyanet’le yazışmalar yapılmış, kalorifer tesisatı bu çerçevede binaya ilave edilmişti ancak kurs binası, ‘güvenlik’ gerekçesiyle yakın dönemlerde denetlenmemişti.
*
AA’nın ağustos ortalarında yaptığı habere göre son ikibuçuk ayda özel ekipler 140’tan fazla özel eğitim kurumunu aynen böyle denetledi, 138 kişiye gözaltı uygulandı, 10 kişi tutuklandı. Son rakamları bilmiyorum, belki iki katına bile çıkmıştır…
Ey denetleyici irâde, size soruyorum. Kulp’taki Kur’an kursuna şu fevkalâde teftiş ihtimâmını niçin göstermediniz?
O binada yanan çocuklarımız için ‘ilim yolunda hükmen şehit’tir diyen Sayın Görmez’e katılıyorum fakat aynı makamdan bir küçük fetvâ istirhamım olacak: Görmez hocam, bu denetim faciasına sebep olan şaşı bakışlı, çifte standartlı yönetim gafletinin şeriat-ı garrâ-yı Muhammedî’de hükmü nedir?
Ben bilmesine biliyorum da dilim varmıyor!