
ATA SELÇUK
ata.selcuk@hotmail.com
Bugüne değin iklim değişikliği ile mücadele konusunda atılan en önemli adım, 2015 yılı sonunda Paris’te düzenlenen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21) 195 ülkenin katılımı ile imzalanan Paris Anlaşması’dır. Anlaşmanın ana amacı iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak için küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine kıyasla 2 derecenin altında tutulması, tercihen 1.5 derece seviyesine çekilmesidir. Bu konudaki tek çözüm ise önümüzdeki 30 yıl içinde enerji üretiminde fosil yakıtın yerini yenilenebilir enerjiye bıraktığı bir dünya düzenine geçmemiz.
Bununla birlikte enerji tüketiminde önemli bir yer tutan elektrik kullanımının, çoğalan nüfus ve sanayileşme ile 2050 yılına kadar yüzde 25 oranında artması bekleniyor. 2020 sonu itibarıyla dünya genelinde üretilen elektriğin sadece yüzde 29’unun yenilenebilir enerji kaynaklarının oluşturması, ilk etapta küresel sıcaklık artışı hedefine ulaşabilmemiz konusunda endişelenmemize neden oluyor.

Öte yandan küresel ölçekte yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimindeki artışın ve bu alanda yapılan yatırımların diğer kaynakları geride bırakması ve en fazla büyümenin yüzde 24,3 artış ile güneş enerjisinde gerçekleşmesi büyük umut ışığı yakıyor.

Dikkat çeken bu artışa, son yıllarda güneş enerjisi teknolojilerinde elde edilen önemli gelişmeler ve bu sayede üretim maliyetlerindeki anlamlı düşüşün neden olduğu biliniyor.

Yenilenebilir enerjinin küresel olarak geldiği son nokta 2005 yılından bu yana her yıl REN21 tarafından yayımlanan durum raporu ile bizlere sunuluyor. REN21, hükümetlerin, STK’ların, sektör kuruluşlarının ve bilim dünyası temsilcilerinin katılımı ile oluşan küresel bir yenilenebilir enerji topluluğu. Bu yıl hazırladıkları Yenilenebilir Enerji 2021 Küresel Durum Raporu (Renewables 2021 Global Status Report) bugün yayımlandı ve çok kapsamlı veriler içeriyor.
Güneş enerjisi alanında dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de yapılan yatırımların son dönemde hız kazandığını görüyoruz. Ülkemizde kurulu güneş enerjisi kapasitesi 2014’te sadece 40 MW iken, yapılan yatırımlar sonucu Haziran 2021 itibariyle ulaşılan 7.154 MW güç kapasitesi ile Avrupa’da 7’nci, dünyada 13’üncü büyük üretici konumuna geldik. Türkiye’de 2030’da toplam kurulu güneş enerjisi kapasitesinin 19 bin MW’a, 2040’ta 40 bin MW’a ulaşması öngörülüyor. Böylece 2020 yılı sonu itibariyle toplam kurulu elektrik üretim kapasitesinin yaklaşık %16’sını güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesi oluştururken, 2040 yılına gelindiğinde toplam kurulu kapasitenin neredeyse %30’unu tek başına güneş enerjisinin oluşturması bekleniyor.
Sonuç olarak güneşin aydınlattığı bu yolda ve sunduğu sonsuz kaynağı en iyi şekilde değerlendirerek küresel ısınmayı +1,5 derecede durdurmamız ve iklim değişikliği ile mücadelede başarıya ulaşmamız mümkün gibi görünüyor.
Umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam…