SEÇİL TÜRESAY
secilturesay@diken.com.tr
‘Tam kapanma’ günlerini yaşayan Türkiye’de, süreç başladığından beri ilk kez semt pazarları kuruldu. 29 Nisan-8 Mayıs arasını ‘boş geçen’ pazarcılar bugün tezgahlarını açtı.
İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki semt pazarında esnaf da müşteri de fiyatların yüksekliğinden şikayetçiydi. Fiyatlar esnafa göre halde uçmuş, semt sakinlerine göre tezgahta kudurmuştu!

4 Mayıs’taki genelgeyle -sadece yaş sebze, meyve ve fide satışı yapılması şartıyla- bugün ve 15 Mayıs’ta, yani iki cumartesi, pazarların kurulmasına izin çıkmıştı.
Saat 13:00 civarında HES kodu kontrolü ve ateş ölçümü sonrasında girdiğim pazarda hem esnafın hem de semt halkının nabzını yoklamaya çalıştım. İçerideki kalabalık, pazardan vazgeçilemediğinin işaretiydi.
Tezgahların arası açıktı ama çoğunda elle ürün seçme alışkanlığı sürüyordu, sosyal mesafe hiçe sayılıyordu.
İlk merak ettiğim şey, 26 Nisan’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ‘tam kapanma’ duyurusundan sonra pazarcıların elinde ürün kalıp kalmadığı, mallarını atıp atmadığıydı. Atan da olmuştu atmayan da. Anladığım kadarıyla pazarcılık ve manav işini birlikte yürütenler ve 26-29 Nisan arasında ellerindeki malı bir şekilde eritebilenler için sorun yoktu. Eritemeyen ise zarara girmişti.
3 bin enginar çöpe gitmiş
Adını vermek istemeyen bir esnaf 3 bin enginar alıp kabuklarını soyduğunu anlatarak, “Soğuk depomuz yok, çöpe gitti” dedi. Enginar ve iç bakla başta olmak üzere satamadığı ürünlerden 10 bin lira zarar ettiğini söyledi.
“Kapanma daha planlı yapılsaydı iyi olurdu” diyen Nihat Oktay erik, çilek, kayısı başta olmak üzere 300 kilo meyvenin heba olduğunu söyledi ve ekledi: “Asıl halde çok mal atıldı.”

Ürünü heba olan bir başka esnaf Oktay’ın yeğeni Ömer’di; “400 kiloluk malımızı attık” dedi.
“Enginar değil lokum” diye malını pazarlayan Erol bey bir kısmını mahalle arasında satıp bir kısmını bakkallara vererek malını eritmişti. Bir başka esnaf ise lokantalara satış yaparak zarar etmekten kurtulmuştu.
17 günlük süreçte haftanın her günü ya da belirli günleri farklı semtlerde tezgah açarken haftada bire inmek can sıkıcıydı. Hepsi kazancından olmuştu bu sürede. Pazarcıların çoğu marketler altı gün açıkken kendilerine sadece bir gün izin verilmesine bozulmuştu.
‘Kalmasın diye ürünü azaltanlar…’
‘Tam kapanma’ için, “Böyle bir mantık yok” diyen ve bugün elinde kalmasın diye her zamankinin yarısı kadar ürünle geldiğini söyleyen Abdurrahman Ekin şöyle devam etti: “Devletin destek vermesi gerek ama vermiyor.”
“Bugün satamazsam haftaya cumartesiye kadar pazar yok, elimde kalmasın” diyerek aldığı ürünü yarıya düşüren bir başka esnaf da Adem beydi.
Onların aksine çocukluğundan beri haftada bir kez tezgah açan ailesine yardım için pazarın yolunu tutan Fatih bey gibi aynı miktarda mal getirenler de vardı.
“Kimse malını atmadı, halde de köyde de.. hepsi hikaye”, “O görüntüler göstermelik” diyerek ülkedeki ahvalden memnun olduğunu ifade edenler, en azından şikayet etmeyenler de yok değildi!
Tezgahı boşken, “Çok meşgulüm konuşamıyorum” diyen birkaç pazarcının ise ‘etliye sütlüye karışmayanlar’dan olduğunu düşünerek yanlarından ayrıldım.

Pazara girmişken aldığını taşımakta güçlük çekenlere yardım eden hamalları unutmayalım. “Abla taşııyalım mı” diye soran Muhammet ve Resul, ücreti mesafeye göre belirliyormuş: “30-40 lira gibi fiyatlara taşıyoruz.” Altı nüfusa bakan Muhammet ve her gün bir başka pazarda sırtlarındaki küfeyle ekmeğini kazanan diğer arkadaşları salgın mağduru günübirlikçilerden…
‘Badem bir liraydı 5-6 lira oldu’
Bayrampaşa Hali’nden mallarını alan çoğu pazarcı pazarların kurulacağı duyulunca fiyatların yükseldiğinde hemfikir. Patlıcan, bakla satan Samet, “Halde fiyatlar uçtu, hale fırsat doğdu” derken yukarıda adları geçen amca yeğen Nihat ve Ömer Oktay gece fiyatlar çok yüksek olduğu için sabah erken saatte gitmiş hale; nispeten biraz daha ucuza alabilmişler. Bir başka esnaf ise lafa girip, “Fiyatlar en az yüzde 300 arttı, tabii bu da vatandaşa yansıyor” diye yakındı.
Fiyatların tavan yaptığını vurgulayan Ergin bey, “Çengelköy 3 liradan 7 liraya fırladı” diyerek diğerlerine destek verdi.
Osman bey de pazarcıların her semtte aynı gün işe çıkacak olması nedeniyle halde fırsatçılık yapıldığını savunanlardan: “Dört gün önce badem 1 liraydı bugün 5-6 lira.”

Pazara alışverişe gelenler de dertliydi! Tek tek fiyat listesi tutmadım ama kilosu 5 liranın altında sebze ve meyve yok gibiydi.
Kerime hanım, “Kızım çok pahalı, son geldiğim pazara göre” diye dert yanarken Sevil hanım, “8 liraya salatalık gördüm alınır mı o fiyata” diye yakındı.
İşyerine ve evine alışveriş yapan Çetin bey de bu ikiliyle hemfikirdi: “Fiyatlar en az yüzde 20 yüksek son geldiğim pazara göre. Her cumartesi geliyorum.”

Mustafa bey, “Her şey ateş pahası” dedi ve özellikle emekliler için alım gücünün çok düştüğünün altını çizdi.
Ayşegül hanım ve eşi, “Çıldırmış bunlar markette daha ucuz; 7 liraya aldığımız muz 15 liraydı” diyerek pazarı terk ederken iki arkadaş, “Son geldiğimizde erik 25 liraydı, şimdi 35 lira” diye söylenerek geçti yanımdan.
“Fiyatlar nasıl” diye sorduğum Nuran hanım ise yeğenlerine çilek aldığını belirterek, “Canları istemişti mecbur aldım 15 lira verdim; aşırı pahalı ama kıyamadım” dedi. Çilek dışında sadece elma ve salatalık -o da en ucuzundan- aldığını vurguladı ve isyan etti: “Fiyatlar kudurmuş. Başka bir şey almadan gideceğim. 6-7 liraya domates alamam. Markette daha ucuz.”