Ceyda Karan: Türkiye'nin 'Esad şantajı' şizofrenik bir hal aldı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Artık cidden ‘kabak tadı’ vermeye, giderek “şizofrenik” bir görünüm almaya başladı. “Yerlilik” ve “anti-emperyalizm” iddiasıyla yola çıkıp Batı’yı bir komşu ülkede rejim değişikliğine zorlamak için aleni ‘şantaja’ dönüştü: “Türkiye Suriye’deki cihatçılara karşı her türlü eyleme hazırdır ama bir koşulla, uluslararası toplum Esad’ı devirirse…”

Bu argümanın yer aldığı CNN International’daki röportaja ABD Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki’nin taze taze verdiği yanıt “Asıl hedefin Esad değil IŞİD olduğu”… Zira bütün dünya, Ortadoğu’ya ekilen ve Müslüman ahaliyi de çok zor duruma düşüren radikal İslam tohumlarını kendine dert edinmiş durumda. ABD Başkan Yardımcısı, diplomatik bir gafa –ki bu işin üstadı zaten- imza atmış ve sonradan diplomatik bir özür sunmak zorunda kalmış olsa ne yazar! Fikrini alenen ortaya serdi. Suriye’ye mezhepçi güdülerle zerk edilen yabancı savaşçılar yüzünden 3.5 yıldır yapılan hatalardan dönmek gereğini vurgulayarak… Bizde ise ‘ille de Esad’.

Niye? Elbette en başta kişisel hırslar, kibir… Sonra mezhepçi/İhvancı kafa yapısı. Bu kafanın asıl sorunu her şeyi bir tek kendisinin bildiğini zanneden ‘yerlilik’ iddiasıdır. Bu çok tehlikeli bir mefhum. Dünyadaki örnekleri de kandan başka bir şey getirmemiştir. Mesela Kamboçya’da Kızıl Khmerler, Küzey Kore’de Sung Ailesi, İran’da Şia fanatizmi ve son olarak burnumuzun dibinde Selefi terörü… Hepsi de kendini tanımlarken ‘yerlilik’ vurgusu yapar. Kastettiği ‘bu topraklara özgü’ demekle sınırlı değildir, tam tersine o toprakların sadece bir damarını temsil ettiğini gizlemek ve totaliter diktatörlük kurmak için her tür rezilliği yapabileceğini ifşa etmektir.

Ceyda Karan’ın yazısı