… Bir süre önce benzer soruları yönelttiğim üst düzey bir yetkili, Ankara’nın tutumunu “IŞİD ve PKK arasında seçim yapmak zorunda mıyız ki?” diye özetledi. (Aslında ‘Evet!’ ama o ayrı bir yazı konusu.) Bu görüş, Salih Müslim’in gizli Türkiye gezisindeki pazarlıklara da yansımış gözüküyor. Türkiye, PYD’ye doğrudan ya da örtülü silah yardımı yapma seçeneğini zaten gündemine almıyor. Bu konuda askerin ve Çankaya’nın net çekinceleri var; ayrıca hukuken de, siyaseten de ”PKK’ya silah yardımı” mümkün değil.
Bu durumda Ankara’nın PYD’yle yaptığı temaslarda masaya koyduğu “havuç”, üçüncü tarafların (Batı ya da Irak’taki bölgesel Kürt yönetimi) PYD’ye yardım ulaştırmasındaki vetoyu kaldırmak. Mesela Erbil’in ya da Batı’nın PYD’ye silah yollamasına göz yummak.. Salih Müslim’e sunulan bu… Ama karşılığında Ankara PYD’nin önüne yüksek bir fatura koyuyor. Türkiye şu zamana kadar PYD’nin Suriye’deki ”demokratik özerklik” deneyimine ”nötr” davrandı. Şimdi PYD’den bu konuda taviz vermesi; ilan ettiği ”kanton” yapısından geri adım atması; Suriye’nin yönetim biçimiyle ilgili konuları gelecekte Suriyelilerle birlikte almasını istiyor.
Ayrıca PYD’den Kandil’den ziyade İmralı’dan gelen mesajlara daha dikkatli kulak kabartması isteniyor… İşte Ankara ve PYD arasındaki pazarlıkta temel başlıkla bunlar… Henüz bir uzlaşı yok.