Bu temkinli bakış bir dizi faktörden kaynaklanıyor. Bunlardan birincisi, AK Parti’nin 18 yıldır iktidarda olmasının yarattığı psikolojiyle ilgilidir. Kesintisiz bu kadar uzun bir süre iktidarda kaldıktan sonra varılan noktada yargıda köklü bir reform ihtiyacından söz edildiğinde bu bir yorgunluğa yol açıyor.
İkincisi, daha önce gerçekleştirilen benzer reform hamlelerinden sonra reformun ruhundan ve lafzından uzak düşen uygulamaların tetiklediği inandırıcılık meselesidir. Reform düzenlemelerinin yargı alanında hayatın akışıyla sıkça örtüşmemesi, bazı kronik sorunların aynen devam etmesi, kaçınılmaz olarak toplumun geniş bir kesiminde şüpheci bir bakışın belirmesine neden oluyor.
Bu bağlamda, telaffuz edilen reform hazırlığının gerçekten tarafsız ve bağımsız bir yargı hedefiyle değişim yönünde sahici bir arzuyu mu yansıttığı, yoksa konjonktürün dayattığı bir sıkışıklığı aşmak, zaman kazanmak için başvurulan taktik bir hamle mi olduğuna dair kamuoyunda belirmiş olan soruların yanıtlarının netleşmesi gerekiyor.