Şimdi Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’nın açıklamalarına ve HSK’nın attığı adıma bakarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: “Bundan sonra hiçbir yargıç kendisinin ve sanığın siyasi görüşüne göre karar vermeyecek!”
Gerçekten söyleyebilir miyiz?
Keşke söyleyebilsek!
Keşke HSK, AYM’nin Enis Berberoğlu kararını tanımayan İstanbul 14. ve 15. Ağır Ceza mahkemesinde görev yapanlar için ilke kararının 7. Maddesi’nin j bendini uygulayabilse.
Keşke, SÖZCÜ davasında, OdaTV davasında, Canan Kaftancıoğlu davasında, Osman Kavala davasında, Ayhan Bilgen’in davasında ve AİHM ile AYM’nin “ihlal” kararı verdiği diğer kararlarda imzası olan yargıçlar, “biz bunları bırakırsak iktidar ne der” ya da “hapiste tutarsam iktidarın gözüne girerim” demeseler, diyemeseler!
Yapılan açıklamalar umutlandırsa da yaşananlardan o kadar çok ağzımız yandı ki sütü bile üfleyerek içiyoruz. Sözler yetmiyor, icraat bekliyoruz.
Ne dersiniz, bu koşullar altında o açıklamalara inanıp güvenelim mi?