Salgınla mücadelede ön safta yer alan sağlık çalışanları, hastalarının sadece ilacından, beslenmesinden sorumlu olmuyor. Yakınları yanlarında olamadığı için psikolojik destek vermeye de çalışıyor; onlara güç, moral kaynağı oluyor.
Eskişehir’de görev yapan Doç. Dr. Vural Fidan’ın anlattıkları bunu somut bir şekilde ortaya koyuyor: “Covid-19’a yakalanan hekim arkadaşım hastalık nedeniyle kendisine bir şey olursa çocuğuna amcalık yapmamı istedi.”

Eskişehir Şehir Hastanesi uzmanlarından Vural Fidan Covid-19’la mücadele sürecini AA’ya anlattı.
Kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı Fidan, anımsayınca içini burkan anısını şöyle anlattı: “Benden yaşça küçük bir hekim arkadaşım, uzun süre Covid servisinde tedavi gördü. Bu süreçte kötüleştiği bir anda benden özel bir şey rica etti. Gözyaşları içinde, beş yaşında bir kızının bulunduğunu, hastalık nedeniyle kendisine bir şey olursa çocuğuna amcalık yapmamı istedi. Ben de kendisine hastalığı yeneceğine inandığımı ola ki herhangi bir sıkıntılı süreçte eşini kardeşim, kızını yeğenim olarak kabul edeceğimi, onlara her türlü desteği vereceğimi ve sahip çıkacağımı ilettim. Bu anıyı hatırladıkça içim burkuluyor. Çok şükür hekim arkadaşım kurtuldu, sağlıkla işine devam ediyor.”
Su içmeyi bile erteliyorlar
Pandemi servisinde görevliyken tulum, maske, bone gözlük veya siperlik, eldiven ve galoş kullandıklarını anlatan Fidan şöyle devam etti:
“Bu ekipman ve giysilerle günde minimum sekiz saat, maksimum 24 saat geçiriyoruz. Hava almaması sebebiyle ciddi terleme yaşıyoruz. Bu ekipmanlar ve giysiler nedeniyle pandemi servisinde görevli doktorların beslenme süreçleri bile etkilenebiliyor. Milli servet olan ekipmanların hem israf edilmemesi hem de riskin minimize edilmesi açısından su içme hatta lavabo ihtiyaçlarını geciktirmek durumunda kalıyoruz.”
‘Torunuyla görüntülü görüştürdük’
Hastanede Covid-19 tedavisi gören yaşlı bir hastanın rahatsızlığı sürecinde torununun dünyaya geldiğini belirten Fidan şunları söyledi: “Amca, bana torununu hiç göremediğini, hayatını kaybederse gözlerinin açık gideceğini iletti. Hemen amcanın oğlunu arayıp, cep telefonundan görüntülü görüşmelerini sağlayarak torununu gösterdik. Çok şükür amcamızı da sağlıklı şekilde evine gönderdik.”
Bilecik Devlet Hastanesi Pandemi Polikliniği ve Yoğun Bakım Ünitesi’nde görev yapan sağlık çalışanları da yaşadıklarını aktardı.
‘O gün bugün mü’
Göğüs hastalıkları uzmanı Selma Aktaş şunları anlattı: “Pandemi alanından her çıktığımızda, dikkat etmemize rağmen çocuklarımıza sarılmaya korkuyoruz. ‘Acaba Covid-19’u taşıyor muyum, onlara da bulaştırır mıyım’ diye korkuyoruz. Boğazımız ağrısa, halsiz olsak, ‘O gün bugün mü’ diyoruz. “
“Yorulduk ama mücadeleyi asla bırakmıyoruz” diyen Aktaş, hiçbir şey yokmuş gibi davrananları gördüklerinde, “Acaba boşa mı kürek çekiyoruz” diye üzüldüklerini söyledi.
‘Ağır şikayeti yoktu, kaybettik’
Aktaş kaybettikleri bir hastasını şu sözlerle andı: “Ağır şikayetleri olmayan bir hastamızı bir aylık tedavi sonrasında kaybettik. Çok çabuk ilerledi hastalık, verilen tüm tedaviye rağmen düzelmedi. Tüm hastane hastayı tanıyordu, hep birlikte iyileşmesi için dua ediyorduk. Hastanede onun için gözyaşı dökmeyen yoktur. 11 yaşındaki oğlu gelip bana ‘Babam iyileşecek mi’ diye sormuştu. Bu bizi çok üzüyor. “
Anestezi uzmanı ve yoğun bakımlar sorumlu hekimi Serkan Yücepur ise “Durumu başından beri umursamayan insanlar, yoğun bakıma düştüklerinde işin ciddi boyutlara varabileceğini anlıyor” dedi.
Anestezi uzmanı Gonca Gül Hayran, 60’lı yaşlarda bir kadın hastanın kendilerini çok etkilediğini şu sözlerle anlattı: “Bir anne, bir babaanneydi. Hiçbir ek hastalığı yoktu ve bize solunum sıkıntısıyla geldi. Onunla çok ciddi mücadeleler verdik. Umudumuzu kaybettiğimiz anlar çok oldu. Birbirimize destek vererek tekrar bir çaba içine girdik, sonu çok iyi oldu. İyi olduğu haberlerini alıyoruz, yürümeye çaba gösterdiğini öğreniyoruz. Hayatına kaldığı yerden devam ettiğini duyuyoruz, bu da bizi çok mutlu ediyor. Ne yazık ki kaybettiğimiz hasta da çok oldu, onları da unutmuyoruz.”