'Abant müdavimleri' tartışması: Yazar Çiçek'e kitabı nedeniyle dava hazırlığı

CANAN COŞKUN

canancoskun2@gmail.com / @canancoskun

Yazar Hikmet Çiçek’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden yayınlanan ‘FETÖ’nün Solcuları’ kitabında Abant Toplantıları’na katıldığını iddia ettiği onlarca kişi, toplantılara katılmadığını söylüyor.

Yazar Çiçek’in kitabında ‘İşte Abant Müdavimleri’ şeklinde ifade ettiği kişiler Çiçek’e dava açmaya hazırlanıyor. Kitabın editörü Mehmet Ali Güller ise kitapta geçtiği şekliyle ‘Abant’ın müdavimleri’ ifadesinin sembolik bir tanım olduğunu belirtti.

Yazar Hikmet Çiçek, ‘FETÖ’nün Solcuları’ kitabında ‘İşte Abant müdavimleri’ başlığıyla 300 kişinin ismine yer vermişti. Bu kişiler arasında yazarlar, gazeteciler, reklamcılar, avukatlar, oyuncular, insan hakları savunucuları, siyasetçiler, emekli büyükelçiler, akademisyenler, film yapımcıları, müzisyenler yer alıyor. Ancak bu kişilerden çoğu sosyal medya hesaplarından bu toplantılara hiç katılmadığını açıkladı. Bu kişilerden bazıları kitapta isimlerinin geçmesiyle ilgili olarak şunları söyledi:

‘Bir iddianamenin alt metni gibi’

Gazeteci Faruk Arhan: Ben hayatım boyunca hiçbir zaman Abant’a gitmedim. Sadece okul yıllarında otobüsle Bolu’dan geçtim. Kitaptaki isimler “Ergenekon karartılmasın, derinleştirilsin” imza metnindeki 300 kişiye aittir. Bu insanlar o dönem sadece şunu istediler: 80 yaşındaki İlhan Selçuk neden sanık? JİTEM’in kurucusu olduğu söylenen Arif Doğan neden tanık? O dönem sorduğumuz soru buydu. Suçlu ve masum ayrımı yapılmasını, Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmesini talep etmiştik. Darbe kalkışmasında bulunmuş, 258 insanın ölümüne sebep olmuş bir çeteyle mücadelenin sürdüğü bu sıcak dönemde bu insanların isimlerini peş peşe koyup bir iddianamenin alt metni gibi sunmak tek kelimeyle hedef göstermektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Biz öncelikle Abant’a yolu düşmeyenler, maddi-manevi olarak bu kitapta emeği geçenlere suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. 

Avukat Emel Ataktürk: Yaşamımı insan hakları mücadelesi içinde geçirdim. İnandığım şeyleri açıkça yaptım, inandığım şeyleri açıkça söyledim. Bu zat, bu kitabı yazarak ne amaçlamıştır, onu bilemem ve hiç bu tartışmaya girecek değilim. Ama bildiğim bir şey var o Abant toplantısına hiç katılmadım ve bu uydurma iddianın sahibine karşı yasal yollara başvuracağım.

‘Düpedüz asılsız bir ifade’

Avukat Ali Deniz Ceylan: Hayatımda hiç Abant’a gitmedim. Tatil için dahi gitmedim. Çiçek böyle bir şeyi nasıl uydurmuş bilmiyorum. Kitapla ilgili manevi tazminat davası açmayı düşünüyorum. Ayrıca bu kitap bu haliyle yayınevinin editörlerinin elinden nasıl geçmiş anlamak mümkün değil. Biz mahkemelerdeki savunmalarımızda sert eleştirinin herhangi bir dava ve yaptırımla karşılaşmaması gerektiğini savunuyoruz. Ama burada söz konusu olan eleştiri değil. Olmayan bir şey olmuş gibi yazılmış, bir olgu isnadında bulunulmuş. Dolayısıyla bunun eleştiri olarak kabul edilebilir bir tarafı yok. Bu düpedüz asılsız bir ifadedir.

Film yapımcısı Çiğdem Mater: Hikmet Çiçek’in kitap süsü verilmiş telefon defterivari metninden arkadaşlarım vasıtasıyla haberim oldu. Kitabı almadım, sadece adımın geçtiği sayfaları okuma ‘şansına’ sahip oldum. Kitapta Abant Toplantılarına gittiğim iddiası var. Gitmedim. Adımın geçtiği liste bir imza listesi ancak belli ki yayınevi, yayınevinin editörleri, yayınevinin genel yayın yönetmeni olarak adı geçen Enis Batur herhangi bir gerçeklikle derdi olan insanlar değiller. Enis Batur kısmını özellikle vurguluyorum. Zira yayınevindeki diğer insanları tanımam etmem ama Enis Batur kitaplarıyla büyümüş bir kuşağın insanı olarak kendisinin adını bu pespayelikte görmüş olmak gerçekten kalbimi kırdı. İnsan adının nerelere konduğuna bir bakmalı, bir dikkat etmeli…

‘Yazarlıkla, muhaliflikle, solculukla alakası yok’

Gazeteci Bülent Aydın: Kitaba ‘Abant’ın müdavimleri’ olarak konulan isimleri gördüğümde şaşırdım. O dönemde demokratik kamuoyunu oluşturan insanlar tarafından imzalanan çok sayıda imza metni vardı. Bunlardan birinin altındaki 300 imzayı alıp ‘Abant’ın müdavimleri’ diye yazmak yazarlıkla izah edilecektir şey değil. Biliyorum ki bu insanların çoğunun Abant toplantıları ile alakası yok. Abant toplantılarına gidenler de suç işlemiş sayılmaz zaten. Esas şaşırtıcı olan şu: Yazar, böyle bir ayıp yapmış ama daha ayıp olan kalbur üstü yayınevlerinden biri olan Kırmızı Kedi’nin bunu basmakta herhangi bir beis görmemesidir. İnsanların ismini alt alta dizip hedef haline getirmenin ne yazarlıkla ne muhaliflikle ne solculukla bir alakası olduğunu düşünüyorum. 

Oyuncu Lale Mansur: Abant toplantılarına çağrıldım ancak gitmedim. ‘Benim orada ne işim var’ diye düşündüm çünkü. Kitapta toplantılara katıldığım ifadesi bir yalan.

‘Abant müdavimliği sembolik bir ifade’

Kitabın editörü ise gazeteci Mehmet Ali Güller. Güller’e kitapla ilgili dile getirilen beyanları aktararak görüşünü sorduk.  

Mehmet Ali Güller: Bize ulaşan resmi bir tekzip metni yok. Yalnızca sosyal medyada birkaç kişinin tekzip edilmesini istediğine ilişkin mesajlar paylaştığını duyduk. Resmi bir tekzip metnini de kimse gönderemez. Çünkü bu ismi geçen şahıslar şöyle bir uyanlıklık yapıyorlar: “Biz Abant’a gitmedik” diyorlar. Abant müdavimliği sembolik bir simge. Burada ismi ‘Ergenekon derinleştirilsin’ imza metninde yer almış, yargıyı FETÖ’nün ele geçirdiği 2010 referandumuna ‘Yetmez ama evet’ diyerek FETÖ’nün imza listelerinde yer almış, Abant Platformu’nun çeşitli yıllardaki etkinliklerine katılmış ya da tebliğ sunmuş, FETÖ’nün Taraf gibi elçiliğini yapmış gazetelerde yöneticilik yapıp FETÖ haberlerine imza atmış, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın çeşitli etkinliklerine katılmış, Fethullahçı cemaatin bazı derneklerinin etkinliklerine katılmış, yani toplamda cemaate ait bir sürü vakıf, dernek, platform, gazete, televizyonlardaki etkinliklerine katılmış insanların toplamının isim listesidir Abant müdavimliği. Bu listede geçmiş yıllarda özellikle ‘Yetmez ama evet’ listesinde yer alan aydınlardan 4-5 tanesi “Biz yanlış yaptık, imza attık” diyerek özür diledi. Çok güzel, takdir ettik. Bu aydınların hatalarından dönmesi, yanlış yaptıklarını söylemesi çok iyidir. Fakat bu bir tarihi vesika olduğu için yanlış yaptılar, özür dilediler diye isimlerini oradan çıkarabilmemiz de mümkün değil. Kitabın başında da sonunda da ısrarla altını çizdik.

Burada ismi geçenlere ‘FETÖ’cü demiyoruz, diyemeyiz de. Bizim böyle bir durumumuz yok. Savcı değiliz, iddianame hazırlamıyoruz. Biz bir tarihi vesika hazırlıyoruz. Bu vesika içerisinde de kimi imza atarak, kimi yazı yazarak, kimi tebliğ sunarak, kimi açıklama yaparak, kimi etkinliğe katılarak bu cemaatin yanında, kenarında biraz az, biraz çok rol almıştır. Bugün haklılar bu listede isimlerinin olmasından utanıyorlar. O gün o liste yayınlanırken, kamuoyunun gündeminde yer alırken utandıkları bir durum yoktu. O gün utanmıyorlarsa bugün de utanmayacaklar.