MURAT SEVİNÇ
muhterem günlük,
havalar iyiden iyiye soğudu. Soğuk yetmezmiş gibi bir de darbe girişimi yaşadı ülke. Hala da bitmedi.
Durup dururken, bu ülkeye hizmet için gecesini gündüzüne katan insanların çoluk çocuğunu göz atına aldılar. Böyle zulüm görülmüş müdür?
Kış günü, gencecik insanları evlerinden alıp emniyete götürdüler, sorguladılar. İçlerinde bir de İranlı civan var. Herkes biliyor ki hayırsever bir genç. Neymiş efendim yolsuzluk şüphesi varmış, boyutları çok büyükmüş.
Memleket ne zaman gelişip zenginleşse, böyle numaralar yapar bu yabancılar. Dur bakalım altından ne çıkacak.
Tabii CHP zihniyeti boş durur mu, hemen başladılar şamataya. Bir yerde bir darbe olsun da bu insanlar desteklemesin yahu… İnşallah hepsi yargılanacak.
muhterem günlük,
havalar hala soğuk. Ama pek yağış yok bu yıl, kuru soğukla boğuşuyoruz. Hani darbe demiştim ya, işte onun sorumluları ortaya çıkarılmaya başladı.
Önce darbeci savcı ve polislerin yerlerini değiştirdiler. Yargılayacaklarmış ama havaların ısınmasını bekliyorlarmış, soğuk havada yargılama sağlıklı olmayabilirmiş. Bunların yeri değiştirilince bir yaygara kopardılar sorma gitsin!
Tabii zannediyorlar ki öyle her canları istediğinde ‘şak darbe pat hükümet’, hey yavrum hey geçti o günler. Savcı, polislere talimat vermiş ‘Git evlerinden al’ diye, polis almamış. Almaz tabii. Ne yapsaydı, darbecilerle ortak mı olsaydı.
Bu arada o sabi sübyan hala içeride ama inşallah yakında bu zulüm biter.
muhterem günlük,
darbecilerin başı artık iyice netleşmiş. ‘Paralel Devlet’ adında bir devlet kurmuşlar, başında da hani şu Amerika’da yaşayan hoca varmış. Sen aynı secdeye baş koy, sonra arkadan vur. Hem de heceleri birleştirme yöntemiyle.
Ama yok öyle yağma. Artık bu memleket İsrail, ABD, üç beş Haşhaşi istedi diye yıkılacak değil. Bunların hepsi Haşhaşi’ymiş. Hani şu Gezi darbe girişiminde rolü olan faiz lobisi ile youtube ve twitter darbe girişimlerindeki lobilerle ortakmış bu Haşhaşi’ler.
Amaçları, yeni ve zengin Türkiye’yi çökertmekmiş.
Biz biliriz bunları; aynısını Sultan Abdülhamit Han’a da yapmadılar mıydı.
Ha tabii bunlar CHP zihniyetiyle ortak. Nerede hizmet var, nerede mübarek bir girişim var, bunlar onun karşısında. Resmen, paralel devleti ‘saçmalık’ olarak tanımlama yoluyla darbecilerle iş birliği yapıyorlar.
muhterem günlük,
bugün çok huzurluyum. Bakanlarımızın sabileri Allah’ın izniyle serbest bırakıldı, zulüm bitti. Hele o İran’lı hayırsever kardeşimizin darbeci polislerin yanındaki süzülmüş, mahzun hali gözümün önünden gitmiyordu. O tosuncuk da bir ana kuzusu. Analar ağlamasın…
muhterem günlük,
havalar ısınırken, halk, sandıkta darbecilere gereken cevabı verdi. Allah’a şükür ne İstanbul’u ne Ankara’yı kaybettik.
Hele ki Ankara çok önemliydi. Bir vatan evladı olan Başkan, her türlü hileye, baskıya rağmen kazandı. Adam her adım başı saat kulesi yaptı ki insanlar saat taşımak zorunda kalmasınlar, şehrin girişlerine kapılar yaptı ki nereye geldiğimizi bilelim.
Gel de bunu darbeci zihniyete anlat. Sen tut, seçimden sonra YSK’ye başvur. Neymiş efendim, bazı şüpheler varmış. Seçimlerin üzerine gölge düşürerek sistemi çürümüş göstermek suretiyle darbe girişimi yapmanın daha güzel bir örneği olabilir mi? Kaybeden aday demiş ki, ‘Gerekirse AYM’ye de gideriz.’ AYM’yi de darbeye ortak edecekler. Zaten o bir iki ahlaksız ve gayrımilli sitenin açılması gerektiğine karar vererek darbeciliğini göstermişti bu vesayet makamı.
Ama yok öyle yağma, bunlar eski Türkiye taktikleri. Efendim, mahkemeler ‘milli karar’ vermek durumunda değilmiş. Bak sen…
Yargıyı, gayrı milli kararlar vermeye zorlayarak milli beraberliği sekteye uğratma ve bu şekilde kargaşa yaratmak suretiyle darbe yapma girişimi bu değilse, nedir a dostlar?
muhterem günlük,
Soma’da maden kazasında 301 işçi öldü. Hükümetin tüm çabalarına, işverenin aldığı tüm önlemlere rağmen, yine öldüler, yine öldüler. Tamam, ‘kader’ diyelim, rahmet dileyelim ama işçi de biraz daha dikkatli olsun.
Gezi darbe girişiminin yıldönümü yaklaşırken ölmeleri ise manidar gerçekten. Neyse ki cüppeli hocalar olay yerine hemen varmışlar, gerekli desteği veriyorlarmış.
muhterem günlük,
bizim Reis, reis-i cumhurluğa adaylığını koyup koymayacağını henüz açıklamadı. Bir sürpriz yapabilirmiş. Zaten kendisini ve ailesini millete hizmete adamış bir insan ne diye Çankaya’ya çıkmak istesin ki.
Muhalefet partileri kendi adaylarını açıkladı. Birinin ismi çok tuhaf, aklımda tutamıyorum. Üç dört dil biliyormuş, profesörmüş… Aman çok da marifet. Barış dilini, insanlık dilini, halk dilini, millet dilini biliyor musun; mesele bu. Tercüman olacak sanki. Bir de ayıptır söylemesi ‘monşer’ diyorlar kendisi için. Ne günlere kaldık.
muhterem günlük,
şükürler olsun, Reis aday olacağını açıkladı bugün. Kendisini ve ailesini millete hizmete adamış birinin Çankaya’ya çıkmak istemesinden daha doğal ne olabilir ki. Anket şirketleri yüzde 60’a yakın bir oyla seçilir diyorlar. Bunlar ‘bilimsel’ çalışıyor kardeşim, doğrudur. Hele içlerinde biri var ki, hep tutturuyor. O bile yüzde 57 alır demiş. Hadi inşallah.
muhterem günlük,
şu sıcak havada muhalefet, ‘Böyle biri aday olamaz’ diyerek yeni bir darbe girişimi başlattı. Yolsuzluk iddiaları varmış, başbakanlığının ve vekilliğinin sona ermesi gerekiyormuş, Anayasa’nın emri böyleymiş. Bak görüyor musun! Darbe anayasasının emrini hatırlatıp insanları bu emre uymak yoluyla ‘dolaylı yolla doğrudan darbe’ girişimi planlıyorlar. Şeytanın aklına gelmez.
Yarışta adaletsizlik, bağışlarda orantısızlık, devlet imkânlarını kullanma… Akıllarına ne geliyorsa söylüyorlar. Siz kimsiniz ki onunla eşit yarışacaksınız. İnsan haddini bilmeli. Akılları sıra seçimlere şaibe karıştırıp darbe için gerekli zemini hazırlayacaklar.
Neyse ki liderimiz ağızlarının paylarını veriyor. Zaten birinin monşer olduğunu ortaya çıkarmıştı. Geçen dedi ki, ‘Ben Sünni’yim kardeşim, bak rahatça söylüyorum, siz de Alevi, Zaza olduğunuzu söylesenize.’ Şükür Rabbime ki artık herkes inancını rahatça söylüyor. Bundan daha güzel ne olabilir.
Bir iki, çok affedersin kadın gazetecinin de ağzının payını verdi. Kadın halleriyle başbakan eleştirecekler, o da susup dinleyecek. Bu saçı uzunlar karşısında, Reis’in sabrına ve üslubundaki özene hayran olmamak mümkün mü? Yine gözlerim doldu.
muhterem günlük,
devletimize reis seçtik. Yemin edene kadar hem başbakanımız hem parti liderimiz hem de reis-i cumhurumuz olacak. Muhalefet karşı çıkıyor çünkü yeni Türkiye’nin demokratik teamüllerini kabullenemiyorlar. Akılları fikirleri darbe anayasasında. Madem o anayasa kötüydü, ne diye savunuyorsunuz? Reis o anayasaya uyarak, darbecilerin suyuna mı gitsin? Bu millet, darbe anayasasını savunma yoluyla darbe planladığınızı görmez mi sanıyorsunuz?
Bu arada Resmi Gazete’nin matbaasında muazzam bir arıza olmuş ama on üç günlük insan üstü bir çabayla çözmüşler sorunu. İşte bunlar hep teknoloji…
muhterem günlük,
yeni başbakanımız da belli oldu. Yüzyılın dış politika dehası, profesör bir başbakanımız var artık. Tam bir uluslararası ilişkiler kurdu, denge siyaseti cambazı. Kişilikli dış siyasetten sonra şimdi de kişilikli iç siyaset konusunda dünya aleme gösterecek yeni Türkiye’yi. En kötü özelliği, çok bilgili olmasıymış!
Geçen gün hocalarının mezarına gitti. Haklı olarak, bundan böyle başbakanların ‘yalnızca millete ve Allah’a hesap vereceğini’ açıkladı.
Tabii darbeci CHP zihniyeti ve taşeronluğunu yapan bazı kalemler hemen tepki gösterdi. Neymiş efendim, bu ülkenin anayasası ve yasaları yok muymuş! Başbakan’ı anayasaya aykırı davranıyor gibi göstererek bir taşla iki kuş vuracaklar akılları sıra. Bu yolla önce yatırımcıları ürkütüp ekonomiyi sarsacak sonra da hükümeti sorumlu tutup darbeye zemin hazırlayacaklar. Zavallı eski Türkiyeli’ler.
Yeni Dışişleri Bakanı da çok uygun. Present perfect continuous tense’te cümle kurabilmesi AKP’de büyük sempati toplamasına neden olmuş. Dış politikayı emanet etmişler. Çok güzel bir şey.
muhterem günlük,
bazı devletler Türkiye’yi dinliyormuş. Dinlerler tabii. Bu denli kısa sürede hem ekonomide hem demokraside nasıl böyle ilerleyebildiğimizi anlamaya çalışıyorlar. Yav kardeşim, sorun anlatalım, ne diye masraf yapıp kendinizi mahcup ediyorsunuz. Özenti ecnebiler.
muhterem günlük,
sınır ötemizde, siniri bozulmuş, gençlik hezeyanları yaşayan bazı genç gruplar, kafa kesiyormuş. Bir Müslüman bunu yapmaz; Katolik olabilirler. Ama içlerinde Müslümanlar da varmış diyorlar. Bunlar hep ötekileştirmenin sonucu işte. Sonuçta o çağda kanları da deli akıyor tabii.
Ancak şu kafa kesmenin dine uygun bir yöntem olup olmadığını iyice bir açığa kavuşturmak lazım. Bilmeden günaha girmesinler. Onlar da ana kuzusu sonuçta. Analar ağlamasın…
muhterem günlük,
sonbahar geldi, hava serinledi. Şu darbe heveslileri de olmasa, Allah’a şükür memlekette her şey milk port.