
KEMAL GÖKTAŞ
kemalgoktas@diken.com.tr
@kemalgoktas
Anayasa Mahkemesi (AYM), yasal alanda faaliyet gösteren kuruluşlara üye olanlara, başka bir delil gösterilmeden ‘terör örgütü üyeliği’ suçundan ceza verilmesini ‘örgütlenme özgürlüğü’nün ihlali olarak değerlendirdi.
AYM, başka bir kararında ise yasal alanda olsa da ‘terör örgütünü veya mensuplarını övücü nitelikte’ olduğu iddia edilen toplantı ve gösteri organize edenlere ilişkin olarak üyelik suçundan ceza verilmesinde ihlal görmedi.
Yasal parti ve dernek üyeliği
Hatay’da oturan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ile Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) üyesi 12 kişi Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti) üyesi olduğu gerekçesiyle hapis cezasına mahkûm edildi.
Mahkemenin gerekçeli kararında ‘MLKP’ye yönelik olarak ülke genelinde yapılan operasyonlarda ele geçen örgütsel dokümanlar irdelendiğinde, ESP ve SDG’nin MLKP’nin uzantısı olarak faaliyet yürüttüğü, bu oluşumların Nevruz ve 1 Mayıs işçi bayramı kapsamında etkinlikler yapıp pankartları astıkları, örgüt ve çatışmalarda ölen örgüt üyeleri lehine sloganlar atıp cenaze törenleri düzenledikleri’ belirtildi.
Emniyet raporuyla bağlantı
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün MLKP’nin SGD ve ESP ile irtibatına ilişkin mahkemeye gönderdiği bilgi formunda ise ‘SGD ve ESP’nin eylem ve stratejilerinde kullanılan temaların, temaların işleyiş tarzı ve zamanlamasının MLKP ile paralellik ve eş zamanlılık gösterdiği, MLKP içerisinde eylem ve faaliyet gösterirken güvenlik güçleriyle çatışmaya girip ölen ya da cezaevlerinde ölüm oruçlarına girerek burada ölen örgüt mensuplarını şehit olarak nitelendirip sahip çıktığı, SGD ve ESP’ye yönelik operasyonlarda ele geçen dokümanların MLKP terör örgütüne ait dokümanlar olduğu’ ileri sürüldü. Sanıkların ‘ESP ve SDG’ye gidip geldiği ve üye olduğu, mitinglerine katılıp MLKP örgütü ve lehine sloganların atılması, pankart taşınması eylemlerine katıldığı’ ileri sürüldü.
Mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı 2014 yılında Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı. Başvurucular, kesinleşen mahkûmiyet kararına karşı AYM’ye başvurdu.
AYM kararında, ilk derece mahkemesinin emniyetten gelen rapora dayanarak ESP ve SDG’nin MLKP’nin yasal zeminde faaliyet yürüten örgütlenmeleri olduğunu ve doğrudan örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet yürüttüğüne ifade ettiğine dikkat çekildi.
‘Yeterli gerekçe verilmemiş’
Kararda şöyle dendi: “İlk derece mahkemesi, bir örgütün hangi surette hem yasalar çerçevesinde faaliyette bulunmasının hem de terör örgütünün uzantısı olmasının mümkün olduğu hususunda tatminkar bir açıklamada bulunmamış; bir diğer deyişle kararında bu konuda ilgili ve yeterli bir gerekçeye yer vermemiştir. Mahkeme, başvurucuların temel hakları kapsamında bulunan faaliyetlerinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyamamış; böylece örgütlenme özgürlüğü üzerinde haksız bir caydırıcı etki oluşturmuştur. Bu bağlamda Mahkeme, başvurucuların şikayete konu eylemlerinin mahkumiyet hükmünde delil olarak kullanılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir.”
Başvurucuların ‘örgütlenme özgürlüğü’nün ihlal edildiğine hükmeden AYM, belirtilen ilkeler doğrultusunda ilk derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına karar verdi.
‘Halk Cephesi’ kararı
AYM 2. Bölümü, Candaş Kat ve iki arkadaşının yaptığı benzer içerikli başvuruyu ise reddetti.
İki öğrenci ve Yürüyüş dergisinden bir muhabirin DHKP/C üyesi olduğu gerekçesiyle Malatya Ağır Ceza Mahkemesi’nce mahkûm edilmesi üzerine verilen karar Yargıtay’ca onandı.
Başvurucular örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia ederek AYM’ye başvurduysa da mahkeme, önceki kararından farklı olarak bu başvuruda bir ihlal görmedi.
AYM’nin kararında ilk derece mahkemesinin Halk Cephesi’nin DHKP/C içinde faaliyet gösteren bir oluşum olduğunu kabul ederek sanıkların ‘DHKP/C’yi, terör örgütü mensuplarını veya terör eylemlerini yücelten bazı etkinliklere katılmış olmalarını, bunları organize etmelerini veya bazı yayınları bulundurmalarını başvurucuların örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin çeşitliliğini, sürekliliğini ve yoğunluğunu gösteren deliller olarak kullanmasını’ yerinde buldu. AYM bu gerekçeyle başvuruyu reddetti.