Bizim Edward Said’imizdir Davutoğlu.
Said’ten daha farklı olarak, inançlarını yazdığı kitapların dışına, siyaset alanına taşımayı denemiş, elini taşın altına koymuş ve gördüğünüz gibi bunda da başarılı olmuş bir Edward Said..
Dicle Üniversite’sinde konuşurken ve Süleymaniye’de onu dinleyenleri Kürtçe selamlarken bir Mezopotamyalı, gibi konuşur ve alkışlanır.
O konuştuğunda Araplar, onun bir Bağdatlı gibi konuştuğunu söylerler.
Siyaseti bırakmayı düşünürken, Dağlıca karakoluna yapılan baskın onu bu fikrinden alıkoyar..
Türkiye’ye kurulan tuzakların farkındadır çünkü. Bu tuzakları bertaraf etmek için siyasette kalmaya karar verir.
Türkiye’nin Edward Said’ine, Sayın Ahmet Davutoğlu’na bu köşeden başarılar diliyorum!