HDP'li Ertuğrul Kürkçü, KCK'dan Bayık'ın 'marjinal' lafını değil, buradan doğacak tartışmayı üzerine almış

 

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık’ın, “HDP bazı marjinal yaklaşımlardan kendisini kurtarmalı” sözlerine ilişkin Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan eski HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, söyleşide, “Bu sözü üzerime alıyorum, ayıp” demediğini savundu.

Twitter hesabından bir ‘düzeltme’ yayımlayan Kürkçü, “Bayık’ın tespitlerini değil- buradan doğacak tartışmayı üzerime almak zorundayım” dedi.

Twitter hesabından açıkladı

ertugrul kurkcu

Vatan gazetesinden Ruşen Çakır’a konuşan Cemil Bayık’ın HDP ile ilgili değerlendirmelerinin ardından başlayan ‘Cihangir’ tartışmasına partinin eski eş genel başkanı Ertuğul Kürkçü de katıldı.

Cumhuriyet gazetesinde Mahmut Ilıcalı imzasıyla bugün yer alan haberde Kürkçü’nün “Eski bir eş başkan olarak bu sözü üzerime alıyorum” dediği ve söyleşide bu konunun havada bırakılmasını ‘ayıp’ olarak not ettiği belirtildi.

Kürkçü, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinden kaldırılan ancak, “Bu sözü üzerime alıyorum” ifadesi üzerinden birçok internet sitesinin sayfasına taşıdığı habere  ilişkin Twitter hesabından bir açıklama yaptı.

‘Bayık’ın tespitlerini değil- buradan doğacak tartışmayı üzerime almak zorundayım’

bayik

‘”Ayıp” olan siyasi tespit değil, onun haberleştirilme biçimidir’ başlıklı açıklamada, “Cumhuriyet gazetesi muhabiri Mahmut Ilıcalı’nın sorularına verdiğim yanıtlar kastımı ve düşüncelerimi yansıtmayan bir dil ve söylem ile ve eksik olarak haberleştirilmiştir” denildi.

Kürkçü beş maddelik açıklamasında, söyleşiyi yapan Ruşen Çakır’ın  “HDP bazı marjinal yaklaşımlardan kurtulmalıdır”  ifadesini açıklığa kavuşturmak için çaba göstermediğini, söyleşiyi buradan tutup manşete çekmenin ise gazete için ‘ayıp’ olduğunu  savundu.

“Bununla birlikte bir eski eş başkan ve HDP Onursal Başkanı olarak -haberde denildiği şekilde Bayık’ın tespitlerini değil- buradan doğacak tartışmayı üzerime almak zorundayım” diyen Kürkçü  Bayık’ın söz konusu uyarısıyla  herhangi bir sol politik kümeyi ima etmediğini, daha çok bir toplumsal/kültürel yakınlığın kastedildiğini düşündüğünü belirtti.