İstanbul Üniversitesi öğrencisi, sadece kendi hayatıyla değil siyasetle de ilgilenen ve başka hayatlara değen, yaşına mukabil umutları ve hayalleri olan, mesela yeşil parka aldığına sevinen nahif bir genç kadın, Sibel Ünli artık yaşamamayı seçti.
Sosyal medyada, intiharının ekonomik sebepleri konuşulurken itiraz edenler, Sibel’in ruhsal ve fiziki hastalıkları da olduğunu, ayrıca sık sık ayrımcılığa maruz kaldığını anlattılar. Oysa sorun tam da bu; hastalıkların veya ayrımcılığın da ekonomik sebeplerle bağlantısının koparılması…
Sanki tedaviye erişim hakkı veya kültür endüstrisinin empoze ettiği popülerlik şartlarına ulaşmak ya da ayrımcılığın yönelimin veya dilinin tek merkezden belirlenmesi de yoksullukla bağlantılı değilmiş gibi.