MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteciler Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın tahliyesi, eski başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın ‘KHK yorumu’ ve FETÖ’yle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, 23 Eylül’de ‘üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı ateş’ şikayetiyle Başkent Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmış, aynı gün taburcu olmuştu. Meclis’in yasama yılı açılışına da katılamayan MHP liderinin daha sonra yeniden hastaneye kaldırıldığı, durumunun kritik olduğu öne sürülmüştü.
14 Ekim’de mesaisine başlayan fakat tedavi sürecinin ardından henüz Meclis grubu toplantısı düzenlemeyen Bahçeli, gündeme ilişkin yazılı açıklama yaptı.
‘Tahliye kararı milli vicdanı rahatsız etti’
‘FETÖ’nün medya yapılanması’na ilişkin ‘anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs’ suçundan yargılanan Altan ve Ilıcak hakkındaki tahliye kararına ilişkin MHP lideri şu ifadeleri kullandı: “Türkiye FETÖ musibetinin üstesinden mutlaka gelmek zorundadır. Bu hususta atılan veya atılacak her adıma destek vereceğimiz barizdir. Ne var ki, bazı FETÖ davalarıyla ilgili kamuoyuna açıklanan kararlar milli vicdanı oldukça rahatsız etmektedir. İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin dava süreci dün itibariyle tartışmaların odağı haline gelmiştir. FETÖ’yle bağ ve bağlantıları belli ve bilinmekte olan, 15 Temmuz öncesi söz, yazı ve fiilleriyle FETÖ’nün değirmenine su taşıyan malum şahısların bazıları beraat etmiş, bazıları da adli kontrol şartıyla tahliye edilmişlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi yargı kararlarına pek tabii saygı duymaktadır. Ancak yargı kararlarının millet vicdanıyla çelişmemesini de mecburi addetmektedir.”
‘Merhamet dilencisi’
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın “KHK faciadır” sözlerine de değinen Bahçeli, Arınç’ın ‘mağdur edebiyatı’ ve ‘merhamet dilenciliği’ yaptığını savundu: “FETÖ’yle mücadelenin sulandırılmasının yanı sıra, KHK faciadır değerlendirmesiyle birlikte mağdur edebiyatına bel bağlanması 15 Temmuz şehitlerine ve gazilerine büyük bir haksızlık ve hadsizliktir. 15 Temmuz’un vahim ve kanlı gecesini bir kenara itip merhamet dilenciliğiyle, vicdan istismarıyla mesafe almaya teşebbüs etmek, dahası FETÖ’cüleri aklamaya yeltenmek şehide şühedaya ihanettir.”