Hem ülkemiz açısından hem de küresel dünya açısından daha zorlu bir dönemin yaklaşmakta olduğu bugün her kesim tarafından kabul ediliyor. Ekonomik durgunluğun pençesinde düşen ücretler, yok edilen sosyal haklar, artan işsizlik ve eşitsizliğin yanı sıra yakın bir gelecekte onarımı imkansız hale gelecek olan ekolojik yıkım, artık bir şeyler yapmayı zorunlu hale getiriyor. Bu ‘bir şeylerin’ yapılması konusunda herkes mutabık olsa da, bu şeylerin neler olduğu konusunda önemli ayrılıklar karşımıza çıkıyor.