GÜLBEN ÇAPAN
gulbencapan@diken.com.tr
@istanbulartsnob
Son yıllarda yakın coğrafyamızda sanat kurumlarının daha büyük mekanlara geçişi konusunda bir artış var. Dubai’deki Jameel, Beyrut’taki Beyrut Sanat Merkezi veya Havy (Cidde’de, 2020’de açılıyor). Bu bağlamda yeni Arter de bu yakın coğrafyadaki benzer büyümeye giden sanat kurumlarından biri olarak yeni mekanının kapılarını 13 Eylül Cuma günü açmaya hazırlanıyor. Arter Başküratörü Emre Baykal açılışla ilgili şöyle konuştu: “Bundan yaklaşık 10 yıl önce, şimdikine çok benzer bir heyecanı Arter’in İstiklal Caddesi’ndeki ilk açılışında yaşamıştık. Arter’in İstiklal’de 211 no’lu ilk mekanında biriktirdiklerimizi bize daha farklı imkanlar sunan yeni bir mekana, yine hep birlikte taşıyoruz.”

Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda düzenlenen basın toplantısı Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli, Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Erdal Yıldırım ve Arter Başküratörü Emre Baykal’ın katılımlarıyla gerçekleşti.
Koç Holding ve Arter Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç gönderdiği mektupta önemli bir bilgiyi paylaştı: “Yetişkinlerin de sanata erişim ve katılım hakkını yaygınlaştırmalıyız. İşte bu amaçla, açılışı takip eden aylar boyunca, 2 Ocak 2020’ye kadar Arter sergilerine girişin herkes için ücretsiz olmasını sağlıyoruz. Kültür ve sanat alanında büyük bir adanmışlık sergileyen topluluk şirketlerimizden Tüpraş’ın Arter’in kurumsal sponsorluğunu üstlenmiş olduğunu da buradan gurur ve memnuniyetle duyurmak isterim. Tüpraş sayesinde 24 yaş ve altındaki gençler Arter sergilerini her zaman ücretsiz olarak ziyaret edebilecekler.”
2005 yılında Fereli tarafından oluşturulan strateji çerçevesinde VKV, 2007 yılında çağdaş sanat alanında uluslararası bir koleksiyon başlattı. Arter Koleksiyonu’nda 1960’lardan günümüze çağdaş sanatın farklı tavır ve pratiklerini örnekleyen resim, heykel, fotoğraf, video, film, yerleştirme, ses, ışık ve performans gibi çeşitli mecralarda üretilmiş eserler yer alıyor.
Baykal, “Uluslararası bir koleksiyon olan ARTER koleksiyonu Türkiye ve komşu coğrafyalara odaklanıyor. Arter koleksiyonu hiçbir zaman tamamlanmayacak bir koleksiyondur” dedi.

Tasarımına Grimshaw Architects liderliğinde Thornton Tomasetti, Max Fordham ve Neill Woodger Acoustics’in imza attığı binanın 2015 yılında başlayan inşaatı 2019’da tamamlandı. Bugün Arter, görsel ve fiziksel olarak birbirlerine açılarak bağlanan mekanlardan oluşuyor. Toplam 18 bin metrekarelik kapalı alana sahip Arter’in ana fonksiyon alanları binanın kalbi durumundaki merkezi bir atriyum etrafında toplanıyor. Altı kata yayılan altı galeri ve teras yaklaşık 4 bin metrekarelik sergi alanı oluşturuyor.
Açılış programı kapsamında bu altı katta da toplam yedi sergi yer alıyor.
Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ‘Saat Kaç?’ başlıklı sergi bellek, zaman ve mekan kavramları etrafında şekilleniyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in yaptığı ‘Kelimeler Pek Gereksiz’ başlıklı koleksiyon grup sergisi ise jest, kalıntı ve iz temaları etrafında kurgulanıyor. Altan Gürman retrospektif sergisi, 1976 yılında hayatını kaybeden sanatçının tüm üretimini bir araya getiriyor. Ayşe Erkmen’in Arter’in açılış programında yer alan sergisi ‘Beyazımtırak’, sanatçının 1970’lerden bu yana ortaya koyduğu sanatsal üretim içinden retrospektif bir anlayışla seçilenlerle birlikte, bu sergi için özel olarak
tasarlayıp ürettiği yeni işleri bir araya getiriyor. Rosa Barba’nın ‘Gizli Konferans’ başlıklı yerleştirmesi sanatçının 2010–2015 yılları arasında müze depolarında çektiği üç filmden oluşuyor. İnci Furni’nin ‘Bir An İçin Durdu’ başlıklı kişisel sergisi, sanatçının bu sergi için ürettiği yeni işlerini bir araya getiriyor. Céleste Boursier-Mougenot’nun ‘offroad, v.2’ başlıklı yerleştirmesi, dışarıdaki rüzgarın hızı ve yönüyle etkileşim içinde hareket eden üç adet kuyruklu piyanodan oluşuyor.

Söz konusu Melih Fereli olunca Arter’de müziğe de yer verileceği konusunda şüphemiz yok: “Ben müzeci değilim, sanat tarihçisi de değilim. İKSV’nin başında olduğum zamanlarda ve İngiltere’de yaşadığım zamanlarda da, müzik her türlü kararımda temel dürtüm olmuştur ve perspektifime hep yön vermiştir.”
Fereli sergilerin yanısıra sahne sanatlarından klasik, çağdaş ve elektronik müziğe, filmden performans sanatı ve dijital sanatlara kadar pek çok disiplinin yenilikçi örneklerinin sunulacağını söyledi.
Yaklaşık bir yıl kadar önceki Dolapdere yazımda iki konuyu ele almıştım. İlki Dolapdere’deki galerileri ve müzeleri rahat gezebilmek adına Taksim ile Dolapdere arası servis seferleri düzenlenmesiydi. Diğeri de Dolapdere halkını da sanata dahil etmekti. Bu iki konuya da Fereli açıklık getirdi: “Servis konusunda öncelikle İETT ile iletişime geçtik fakat yeterli sayıda mahalleli bulunamadığı için olumlu dönüş alamadık. Dolayısıyla Ford Otosan ile bir işbirliğine girdik ve 13 Eylül itibariyle servis seferlerimiz hizmete başlayacaktır.”

Dolapdere halkını sanat konusunda bilinçlendirmek adına çok daha iyi bir haber veren Fereli, yeni ‘Komşu Kart’ uygulamasından bahsetti: “Dolapdere kent merkezine çok yakın olmakla birlikte çok da ihmal edilmiş bir lokasyon. Biz buradaki komşularımızla düzenli olarak ayda bir gün toplantılar yapacağız. Sanatçıları ve komşuları buluşturacağız. Önemli olan bir diyalog ortamı yaratabilmek ve bir aidiyet hissi geliştirmek. Bülbül Mahallesi’ndeki kriminal ortamdan dolayı buradan geçmişte göç eden bir aileden bana gelen bir mektupta, Arter sayesinde mahallelerine geri dönecekleri yazıyordu. ‘Komşu Kart’ tam da bunun için çıkarttığımız bir şey. Bu kart ile komşularımız ücretsiz olarak sergilerden, atölyelerden, öğrenme programlarından faydalanabilecekler. Bizim Dolapdere’yi tamamen dönüştürmek gibi bir gücümüz yok çünkü rant mekanizmalarını işleten kuruluşlar var karşımızda. Fakat zamanla belki daha farklı adımlar atabiliriz ama bu adımlar Dolapdere’de olmaz.”