Cengiz Çandar: Musul rehinelerinin kurtarılması için Erdoğan'a fidye ödememiz gerekmiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye’nin 2009’da nereden 2014’te nereye geldiğinin snapshot’unu, The Economist’in “Musul fotoğrafı”nda bulabiliriz: “Musul fiyaskosu, Türkiye’nin bölgede düşüşe geçen kısmetini gösteriyor…”

Böyle bir “fiyasko”nun, “Türk dış politika tarihinin belki de en büyük fiyaskosu”nun üzerinde konuşmak ve tartışmak, Tayyip Erdoğan’ın 10 Ağustos’taki “cumhurbaşkanlığı kısmeti”ne en ufak bir etkisi olmaması için yasaklanmış durumda. Hatta, söz konusu “fiyasko”nun cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Tayyip Erdoğan lehinde kâra tahvil edilme ihtimali bile var. Kimliği bilinmeyen ama “içerden” bilgi aktardığı, yazdığı tweet’lerin isabetiyle ilgi çeken bir “Tweetçi”den dün şu satırları okumak hayli ilginç: “IŞİD rehineler için 2 şart koşmuştu. Biri çuvalla paraydı ki verildi. Diğeri içerdeki El-Kaide mensuplarının salınması. 6 Ağustos bekleniyor.” Ciddiye alınmalı mı? 6 Ağustos’ta anlarız.

Geldiğimiz noktada, Musul’daki rehinelerimizin bir an önce serbest bırakılması – istenirse çuvalla para karşılığı olsun – tüm ülke ve ulus olarak hiç kuşkusuz isteğimizdir ve kabulümüzdür. Ama bunun için 10 Ağustos’ta Tayyip Erdoğan’a “fidye” ödemek gerekmez. “Musul fiyaskosu”nun Erdoğan’a ödenecek “siyasi fidye”ye dönüşecek bir “konvertibilitesi” olamaz.

Cengiz Çandar’ın yazısı