Bülent Arınç’ın birkaç gündür tartışması süren sözlerini ben bu partinin siyaset meydanına çıktığı 2002 yılından beri yaptığı en önemli siyasî beyanat olarak değerlendirdim. Önemli ve aynı zamanda “açıklayıcı”. Köklü bir geleneğe dayanıyor; ama aynı zamanda AKP’nin başında hükümet olduğu topluma nasıl bir biçim vermeyi tasarladığını da ortaya koyuyor.
Kullandığı kelimeler, o kelimelerin özetlediği dünya görüşü, değer sistemi yeni, özgün bir şey değil. Tersine, bir hayli eski. Ayrıca yaygın da. Bugün o şirketlerden biri anket yapsa, “Adam doğru söylüyor. Tabii kadın öyle davranmalı” diye cevap vereceklerin sayısının bayağı yüksek olacağını tahmin ediyorum. “Çoğunluk” olması da şaşırtmaz. Bu muhafazakâr toplumun en muhafazakâr olduğu konu bu: kadınları disiplin altında denetlemek.
Bu kapıyı bir süre önce Tayyip Erdoğan aralamıştı. Kazandığı üçüncü seçimle, artık açma vaktinin geldiğini düşündüğü kanısındayım. Her Müslüman toplumda olduğu gibi burada da bu özlemleri hep duyagelmiş bir çekirdek grup olduğu kesin. Ama oranı, etkileme alanı ne kadardır, onu çok iyi bilmiyoruz. Varlıkları şüphe götürmeyen bu kesimin bizim korktuğumuz, onların da umduğu kadar kalabalık olmadığı kanısındayım. Ama, sonuç olarak, bugün Türkiye’de hayatın her alanında süregelen ve epey de süreceği anlaşılan bir mücadele var. Mücadelenin konusu “Nasıl yaşayacağız” sorusu olunca, bunun her köşe bucağa yayılması da doğal.